Cumartesi , Ekim 16 2021

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Anısına

“Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların tarihinde önemli bir gün olmaya devam ediyor. 8 Mart’ın hikayesi aslında çok uzak bir geçmişe de sahip değil.

İlk kadınlar günü etkinliği Amerika Sosyalist Partisi tarafından 1909’da, New York’ta kutlanmıştır. Daha sonra resmi olarak ilk defa Kopenhag’da, 26-27 Ağustos 1910’da yapılan bir konferansta önerilmiş ve kabul edilmiştir. Bu konferans Sosyalist Enternasyonal’e bağlı olarak gerçekleştirilen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’dır. O dönemin Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden üç önemli isim bu günün ortaya çıkmasında öncülük etmiştir: Clara Zetkin, Rosa Luxemburg ve Kate Duncker.

 “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” mü, “Dünya Kadınlar Günü” mü?

Gerçekleştirilen bu konferansın arkasından 11 yıl sonra, 1921 yılında, Moskova’da, 3. Komünist Kadınlar Konferansı’nda bu günün, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılması kararlaştırılmıştı. Ancak 80’lerle birlikte yükselen feminist hareket, kadınları ezenin erkek egemen sistem olduğunu ve tüm kadınların ortak bir ezilmişlik yaşadığını belirtmiştir. Böylece kadın hareketindeki öznenin sadece işçi kadınlar değil tüm sınıflardan kadınlar olduğunu söyleyerek “8 Mart kimin?” tartışmalarını da başlatmıştır. 80’lerin ortasında başlayan bu ikilik de aslında siyasal özneyi tarif etme tartışmasından ortaya çıkmıştır. Kadınların kurtuluşları için vereceği mücadelenin öznesinin hangi kadınlar olduğu tartışmasının farklı politik yaklaşımlarla uzlaştırılması mümkün değil. Ancak bugün 8 Mart’ın hangi kadınlara ait olduğuna ilişkin bir tartışma yürütmek hâlâ anlamlı ve mümkün.

1930’lara gelindiğinde ise tekrar “Dünya Kadınlar Günü” olması kararlaştırılmıştır. 1975’te ise Birleşmiş Milletler tarafından kutlanmaya başlamıştır.

Neden 8 Mart?

“Dünya Kadınlar Günü” olarak neden 8 Mart gününün seçildiğine dair tartışmalı iddialar bulunmaktadır. Kimisi içinde bir hüzün taşırken, kimisi de öncü bir harekettir.

  • Bunlardan birisi, Rusya’da çarlığın yıkılmasına yol açan 1917 Şubat Devrimi’nin 8 Mart günü yapılan kadın yürüyüşü ve grevleri ile başlamış olmasıdır. “Ekmek ve barış istiyoruz” sloganı ile kadınlar bir dönemin kapanmasına öncülük etmişlerdir.
  • Başka bir iddia, 8 Mart 1908’de ABD’nin New York kentinde çoğu sosyalist olan kadın işçilerin öncülüğünde sendikal haklar ve kadınlara oy hakkı talepleriyle düzenlenen mitingdir.
  • Bir diğeri, 8 Mart 1857’de yine ABD’nin New York kentindeki bir tekstil fabrikasında grevci işçilere polisin saldırması, işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, ardından çıkan yangında işçilerin kurulan barikatlar nedeniyle kaçamamaları sonucunda 120 kadın işçinin ölmesidir. Bu olay “kadın katliamı” olarak tarihe geçmiştir.
  • Yine bir başkası ise, 25 Mart 1911’de New York’ta gerçekleşmiş Triangle Gömlek Fabrikası yangınıdır.

Dünya, 8 Mart’ı Nasıl Kutluyor?

Bazı ülkeler (Rusya, Afganistan, Küba, Vietnam vb.), “Dünya Kadınlar Gününü” resmî tatil ilan etmekte, bazıları (Nepal ve Çin) sadece kadınlar için resmî tatil uygulamakta ve bazıları ise sadece özel bir gün olarak kutlamaktadır. İtalya’da “La Festa della Donna” olarak adlandırılan Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara mimoza çiçeği hediye etme geleneği vardır. Her ne kadar bu geleneğin kökleri tam olarak bilinmese de 2. Dünya Savaşı’nın bitiminden hemen sonra Roma’da başladığı düşünülmektedir. Mart ayında açan mimoza çiçeği, İtalyan Kadın Birliği üyesi olan 3 kadın (Teresa Mattei, Rita Montagnana ve Teresa Noce) tarafından, ülkeyi daha güçlü ve hızlı bir şekilde ayağa kaldırmak için bir sembol olarak seçilmiştir. ABD’de ise mart ayı “Kadınların Tarihi” olarak kabul edilmekte ve Beyaz Saray, Amerikalı kadınların başarılarını sıralayan bir bildiri yayınlamaktadır.

Her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için, Birleşmiş Milletler tarafından belli başlı temalar belirlenmektedir. Bunlardan 2010 yılı teması: Kadın ve göç; 2019 yılı teması: Eşit düşün, zekice geliştir, değişim için yenilik yap; 2020 yılı teması: Herkes için Eşitlik ve 2021 teması: Kadın Liderliği: COVID-19 dünyasında eşit bir geleceğe ulaşmak olarak belirlenmiştir.

Patriyarkanın Tuzağı: Reklamların Kadınlar Günü Kutlamaları!

Bugüne dair kutlama mesajları sıklıkla markaların satış stratejilerinin önemli bir bölümünü kapsamaktadır. Ancak bu tür reklamlar, kapitalist amaca hizmet etmekle birlikte günün anlam ve önemine de hara kiri yapabilmektedir. Örneğin medyada çıkan reklamlar kısa bir analize tabi tutulduğunda ortaya çıkan tablo patriyarkal ve kapitalist medyanın tuzaklarını gözler önüne sermektedir. Kadınlara belirli rol ve sorumluluklar vererek onu ezen, nesneleştiren ve sınırlandıran ataerkil zihniyet bugünü de kendi amacına uygun olarak kullanmakta beis görmemektedir. Aşağıda birkaç reklam filminin afiş ve sahneleri yer almaktadır:

Görsel 1. Bir pırlanta reklamı

Görsel 1’e bakıldığına pırlanta yüzüğün sunuş şekli bir buket çiçek ve “Mutlu etmek için bir ışıltı yeter” söylemiyle yapılmıştır. Feminist hareketin sıklıkla eleştirdiği toplumsal cinsiyet rolleri, kadının mutluluğunu tam olarak, erkeğin edimlerine bağımlı kılmaktadır. Böylece kadınlar mutlu olmak için, kendilerininkinden ziyade erkeklerin söylem ve uygulamalarına odaklanırlar.

Görsel 2. Bir yapı şirketinin reklamı

Görsel 2, bizlere kadının asli görevinin ev olduğunu hatırlatmaktadır. Bilinmektedir ki, toplumsal cinsiyet rollerine göre ev ve ev ile ilgili sorumluluklar kadına aittir, erkek sadece “eve ekmek getiren (breadwinner)” taraftır. Bu reklam “Yuvayı dişi kuş yapar” şeklindeki cinsiyetçi atasözünü kullanarak “kadınlar gününü” kutlamakta ve günün anlam ve önemine yakışmayan bu ironinin bir parçası olmaktadır.

Görsel 3. Bir gıda reklamında sofra sahnesi

Görsel 3’te yoğurt, peynir gibi ürünleri bulunan bir gıda markasının reklam filminden bir kesit görülmektedir. Bu sahnede kadının anne rolü vurgulanırken, yemekleri sofraya getiren de yine kadın olmaktadır. Reklamın devam eden sahnelerinde yine mutfakta yemek yapan ve kalabalık aile sofrasında sofranın başında değil sonunda oturan da yine kadındır. Reklam 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak filmi kapatmaktadır.

Öte yandan toplumsal cinsiyet eşitliğine vurgu yapan reklamlar da bulunmaktadır. Görsel 4 bu reklamlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Bir giyim markasına ait olan bu reklam filmi, ev işlerinde erkeklerin de sorumluluk alması gerektiğine vurgu yaparak kıyafetlerin iç etiketlerine “hayat müşterek simgesi” koymakta ve 8 Mart’ı bu şekilde kutlamaktadır.

Görsel 4. Bir giyim markasının reklamı

Toplumsal cinsiyet rollerinden birisi de kadınların kırılgan ve/veya güçsüz oluşlarıdır. Ancak Görsel 5’teki reklam filmi bu yargıyı baş aşağı etmekte ve “kadınlar kadar sağlam çelik tencereler” sloganıyla “güç ve kadın” ikilemini olumlamaktadır.

Görsel 5. Mutfak araç gereçleri satan bir firma ve 8 Mart mesajı

Genellikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kadın hakları ve kadına karşı şiddet raporları için bir karne günü olarak da görülür. Sorunun çözümüne dair birtakım söyleşiler, haberler, canlı yayınlar gibi çeşitli medya araçları kullanılır. Reklamlarda ise bu konuya farkındalık yaratan bir çalışma olarak, Görsel 6’daki bir giyim firması dikkat çekmektedir. Firma, kadın cinayeti faillerine yönelik iyi hal indirimlerini protesto etmektedir.

Görsel 6. Bir giyim markasının kadın cinayetlerini protesto mesajı

 

8 Mart ve Son Bir Yılın Kadın Cinayeti Raporu!

Medyaya yansıyan kadın cinayeti verileri 2020 yılında erkekler tarafından 300 kadının öldürüldüğünü ve 171 kadının şüpheli bir şekilde ölü bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Yukarıdaki grafiklerden anlaşılacağı gibi, kadınlar çok özel alanları olan evlerinde ve tanıdık kişilerce öldürmüştür. Kadının biricik sığınağı, kendine yuva yaptığı evi, en güvenli yeri, onun için bir mezara nasıl dönüşmüştür? 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde asıl bu noktanın aydınlatılması gerekmektedir. “Kişisel olan/ alan daima politiktir” söyleminden hareketle kadına karşı cinayet (femicide) erkeğin iktidarını onayan ve zeminini ataerkil ağların ördüğü bir edimdir.

Yasalar Caydırıcı Değil!

Sonuç olarak kadına karşı şiddet ve cinayet vakalarının bu kadar yüksek oluşu, yasaların caydırıcılığının zayıf olduğunu ve bu konuda İstanbul Sözleşmesi gibi yeni yasa ve yönetmeliklerin acilen yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

 

Kadınlar Günü Kutlanmalı mı Yoksa Anılmalı mı?

Kadın haklarının önemini anımsatan bir gün olarak “Dünya Kadınlar Günü veya Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kesinlikle kutlamaya değer. Ancak tarihte kadınlara yönelik katliam, şiddet ve ayrımcılık dolu bir tarih, nedense coşku ve sevinçle kutlamaya değer yanından öte, son bir yılın kadın hakları karnesi olarak değerlendirilmesine daha müsait. Öte yandan 8 Mart, kadınların seslerini yükseltmek, şiddet ve sömürüyü görünür kılmak için de bir dayanışma günü olabilir. Önemli olan bu anlamlı günü patriyarkanın tuzaklarına kapılmadan değerlendirebilmek.

Duygu Aydemir

Hakkında Duygu AYDEMİR

Aydemir kendisini, kadın hakları savunucusu olarak atfeder. Sosyolog, eğitimci ve dilbilimcidir. İletişim bilimlerinde doktora öğrencisi olup cinsiyet, feminizm, siber uzam, medya ve yeni medya gibi geniş çalışma alanları bulunmaktadır.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Feminizm ve Hukuk

Feminizm, kadınların Aydınlanma dönemi sonrası özellikle, 18. yüzyıl ve sonrasında toplum içerisinde; sosyal, ekonomik, siyasal, …

Teknoloji Şirketleri Doğum Öncesi Profil Oluşturuyor

Bugünün çocukları, doğumdan önce verileri alınan ilk nesil vatandaşlardır. Ve bu tarihsel dönüşümün sosyal ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir