Sophos Akademi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Bilişim ve Teknoloji
  4. »
  5. Benliklerimiz Neden Çatışır?

Benliklerimiz Neden Çatışır?

Ulkar Gulmammadzada Ulkar Gulmammadzada -

Benlik kavramı (concept of self), son zamanlarda psikolojinin ve sosyolojinin çok çalışılan konuları arasında.

“Benlik” kişinin iç varlığını tanıma, değerlendirme, kişinin kendi kişiliğine ilişkin düşüncelerinin bütünü, başka bir deyişle, kişiliğinin öznel yanıdır. İnsanların çoğu, bugün benliklerinin farkında değildir fakat çevremizle ilişkilerimizi kolaylaştıran, sosyal yaşamda konumumuzu belirleyen en önemli etkenlerden biri benliğimizdir. Çevremizdeki insanların duygu, düşünce, tutum ve davranışlarını değerlendirmemiz için önce kendimizi algılamamız, farkında olmamız gerekir. Toplumla şekillenen bireyin davranışlarında gösterdiği uyumda, kişinin ruhsal sağlığının en önemli etkeni benlik, büyük role sahiptir. İnsanda bulunduğu biçimiyle ruh ise “hareketin, düşüncenin, yargının ve algılamanın ilkesidir.” Toplumsal yaşamda, sosyal ilişkileri kolaylaştırma açısından genelde insanlar kendi benlikleriyle ilgili olumlu bir izlenim yaratmak isterler. Yapılan araştırmalara göre, bireyler benlikleriyle ilgili olumlu imajı korumak ve yükseltmeye yönelik güçlü eğilimlere sahiptirler. İnsanlar, dünya ile ilgili tatminde bulunmak ve kendi öz tanımlamalarına uyan kimselerle ilişkileri ilerletmek üzere tutarlı bir benlik duygusunu seçmektedirler. Fakat birey kendi iç dünyasında özünü algılayan, sorgulayan, davranış biçimlerini şekillendiren, başkalarının düşüncelerini önemseyen kişinin benlik gelişiminde yaşadığı aksaklıklar, tutarsız bir benlik oluşturmasına dolayısıyla benlik çatışmasına sebep olabilmektedir.

Rogers’a göre benliğinin gelişmesi, önemli ölçüde bireyin kendisini olduğu gibi kabullenmesiyle gerçekleşmektedir. Kendisini olduğu gibi algılayıp kabul edemeyen birey, başkalarını da algılayıp kabul edememektedir. Böyle bir birey kendiyle bağdaşamayan bir durum sergilemekte ve benlik çatışması yaşamaktadır. Zihinsel olarak sağlıklı bir insanın benliği ile düşünceleri, davranışları ve hayattaki varoluş tarzı arasında neredeyse tam bir tutarlılık vardır. Bu tutarlılık sağlanabildiği ölçüde kişi, kendini gerçekleştirme eğilimi göstermektedir. Bu tutarlılığın olmadığı durumlarda ise zihin sağlığında bozulmaya doğru bir eğilim baş gösterebilir. Bir insanın ideal benliği ile kişisel ve sosyal benliği arasında belirgin bir fark olduğunda bu durum kişide hoşnutsuzluk yaratabilir ve kişi, ideal benliğini kişisel ve sosyal benliğinin yerine yerleştirmek gibi bir savunma mekanizmasına başvurabilir. Bu süreçte gerçek düşünce ve duygular bastırılır ve sonuçta kişinin kendine yabancılaşması gibi bir durum ortaya çıkabilir. Bu yabancılaşma da kişinin varoluşundan tatmin ve hoşnutluk duymasını engellemektedir. Çeşitli araştırmalara göre, bireylerde benlikleriyle ilgili olumlu bir imajı muhafaza etme ve yükseltmeye yönelik kuvvetli bir eğilim bulunmaktadır.

Gerçek Benlik ve İdeal Benlik Çatışması

Lecky, bireyin hayatında ve verdiği yaşam mücadelesinde iyi bir ruh sağlığına sahip olmasının önemine dikkat çeker. İyi bir ruh sağlığı için de benlik tasarımının ve özellikle de ideal benlik ile gerçek yaşantı arasında bir ahenk ve tutarlılık olmasının önemli olduğunu vurgular. Bir insan ne kadar benlik tasarımına uygun davranabilirse, kendini o kadar rahat hisseder. Kendi değer yargıları ve ideallerine uygun davranmak insanın kendine olan saygısını, güvenini ve mutluluğunu artırır.

Gerçek benlik kişinin kendisini algılaması, değerlendirmesi sonucunda ortaya çıkardığı benliktir. İdeal benlikse kişinin ulaşmak istediği değerlerin, ahlaki yargıların mevcut olduğu kişinin olmak istediği ben’dir. Bireyin bu iki benliği arasındaki fark büyürse artık kişinin gerçekte var olan benliğine yabancılaşmasına neden olur. Bu durumda birey iki ayrı ben’e sahip olmaya başlar. Kişinin ideal benliğinde yani gerçekteki yaşantıları inkâr edildiğinde veya tahrik edildiğinde ise gerçek benlikle ideal benlik arasında bir tutarsızlık meydana gelir. Bu bağlamda, gerçek benlik ile ideal benlik arasındaki mesafe artıkça kendimize yabancılaşmaya başlarız ve içsel çatışmamız da artmaya başlar.

Ulkar Gulmammadzada

Kaynaklar

Aristoteles. (2000). Ruh Üzerine. (D. Özcan, Çev.) İstanbul: Alfa Basın, Yayın Dağıtım.

Baymur, F. (1994). Genel Psikoloji (14. Baskı b.). İstanbul: İnkılap Yayınevi

Celile, E. K. (2014). Günlük Yaşamda Benlik sunumları üzerinde bir inceleme. Ankara: 2014 T.C. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü , Halkla İlişkiler ve Tanitim Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tez

Geçtan, E. (2002). Psikanaliz ve Sonrası. İstanbul: Metiş Yayınları

Greenwald, A. (1980). The totalitarian ego: Fabrication and revision of personal history. American Psychologist.

Higgins, E. (1996). Shared reality in the self-system: The social nature of self-regulation. Chichester: Wiley.

Horney, K. (1995). Kendi Kendine Psikanaliz. Ankara: Öteki Yayınevi.

Köknel, Ö. (1986). İnsanı Anlamak. İstanbul: Altın Kitap Yayınevi.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir