Çemberlerinizi düşünüyor musunuz?

Sosyal medyayı çok aktif kullanan biriyim. Bu çoğu zaman bana fayda getirirken (genel kültür, eğitim, haber ve eğlence açısından) çoğu zaman da çevremin farklı çemberlerine dahil olan insanlar tarafından kullanılmıştır. Oradan gördüklerini kendilerine malzeme edinip konuşmuşlardır: “Bu kadar paylaşım yapmasan mı acaba, sen artık şusun, busun, buradasın… biraz daha dikkat mi etsen acaba, neden yemek, neden alkol, neden eğlence, aa uzun zamandır yoksun yoksa engellendik mi” gibi birçok maddeli uzayıp giden bir liste düşünün. En favorim de her zaman etkileşimle var olan platformlarda kalabalıkların arasında yer aldıkları halde mahremiyet övücüler olmuştur. Sosyal medya neden var, sosyal medyada mahremiyetin sınırları ve insanlar bu mecraları neden kullanıyorlar, apayrı bir yazının konusu da olabilir sadece “Sanane, herkesin bir sebebi var ve eğer beğenmiyorsan takibi bırakır, arkadaşlıktan çıkarır ya da hiç görmek istemiyorsa engellersin” ya da çok daha kısa olacak “banane’yi kullanmayı tercih edebilirsin” adlı cümleyi kuracak kadar bir cevabı da olabilir. Sosyal medya arkadaşlıklarını çocukluk, lise ve üniversiteden kalma bağlarla kıyaslayabilir miyiz ve sanal ortamda göz ardı edip liste dışı etmelerimizle senelik ilişkileri bitirmemizin de bir benzerliği var mı bunlar da apayrı konular. E hepsi ayrı konular, bu yazının konusu ne derseniz ben bunları düşünmeye, Twitter’ın yeni bir özelliği olan Circle’ın kullanıma sunulma haberini görünce başladım. İşte size konu.
Bu özellik sayesinde seçtiğimiz belirli kişilere özel paylaşımlar yapabilecekmişiz: “Twitter Çevresi” (Twitter Circle). Bir kullanıcı şimdilik yalnızca bir Twitter Çevresi oluşturabiliyormuş ve 150 kişiye kadar da kullanıcı ekleyebiliyor. Ekleme çıkarmalarda da herhangi bir bildirim gitmiyor. Instagram’ın “Yakın Arkadaşlar”ı gibi. Bu çemberler ya da çevreler gerçekten bizim rahatça etkileşime girmemizi mi sağlıyor? Birilerinin görmesini istediğimiz mi istemediğimiz mi şeyleri atarken rahatlık arıyoruz? Kafalarımız çok karışık bence. Milyonlarca insanın kullandığı ağlarda zaten istediğin kişilerle sayfanı, profilini sınırlandırdığın bir platformda hem olmak hem görünmemek hem bilmek hem de haberdar etmemek istiyorsunuz. Gerçekten daha mı fazla özgür oluyoruz, paylaştığımız hikayeler yeşil bir çemberin etrafında korunurken. Halbuki o listedeki kişileri seçmekte bile ikileme düştük. Acaba, olur mu, diğeri olmadığını fark eder mi, ona uygun mu, yoksa hiç mi değil? Kişi sayıları azaldı ya da arttı, çember yine önemini kaybetti. Genellerin içinde özel yaratılmaya zorlanarak ya da isteyerek arkadaşına özelden de atabileceğin, çoktan oluşturulmuş wp grubunda paylaşabileceğin bir şey için ekstra yorulduğunuzu düşünüyor musunuz? Peki, herkesle paylaşılmayacak bir şey olduğunu düşündüğünüz şeyi neden o platformda birine ya da birkaçına özel olarak atmak istiyorsunuz? Bunlar bize neden farklı hissettiriyor? Tüm bunları düşünürken geçen gün bir hocamla şuna benzer bir diyalog yaşamıştık o da geldi aklıma (insan hastalıktan kurtulmak isterken daha fazla düşünüyor benden söylemesi): Dijitaldeki güvenlik, gizlilik üzerine. En çok korumayı, gizliliği isteyenler adına her geçen gün bir başka platformun ortaya çıkmasını düşünelim. WhatsApp’ı, Telegram’ı ve Signal’i mesela. Ben hiçbirinde verilerin güvende olmadığını düşünen ve en başından beri wp’yi rahatça kullanan biriyim. Fakat Zuckerberg’in bilgilerini alabilmek için sanırım onun güvenli olduğunu düşündüğü bir ortam yaratmak gerekiyordu ve onunla çıktılar. Şimdi o platformun sahibi için de kendini en güvende en rahat paylaşılanların sahibi değil diye düşünmek çok naiflik olmayacak mı? Hem de bizi ailemizden daha iyi tanıdığı söylenen bir adamın paylaşabilecekleri ve bu verilerin değeri düşünüldüğünde.
Her zaman paylaşmak istemeyenin de paylaşabilmesinin sağlandığı ortamlar. Seni güvende tutmak için değil, ulaşamadığını da sürü psikolojisiyle oraya çekebilmek için tasarlanan ortamlar. Bir tarafta yeterince paylaşamadığını diğer tarafta güvenli olduğunu düşündüğünden daha da fazla daha da açık bir şekilde paylaştığın ortamlar.
Çember kelimesine geri dönelim. Daha önce bir çalışma yapmıştım, tümüyle açık ve şeffaf bir toplum tasarımını izleyiciye sunan The Circle (Çember) filmi hakkında. Açıklık etiğinin ve etik tercihin imkansızlığını ve gözetim kavramlarını ele almıştım. Orada da çok net görülüyordu her şey. Çemberler çemberleri doğuruyor daha da özelleşmek yerine daha çok veri, daha rahat bir şekilde asıl çemberin sahibine o platformun eline geçiyordu. “Her şeyi görünür kılma, her şeyi paylaşma” çabası ile mahremiyet sınırları zorlanıyordu eğer herkes böyle olursa kimsenin bir şey saklamaya gerek duymayacağı vurgulanıyordu. Oluşturduğumuz her yeni çemberle daha fazla paylaşmaya itilirken bir yandan da bir gün “Amaan!” diyip herkese o tiviti ya da görseli atmamız mı bekleniyor yoksa bunu yapanlara karşı hiç paylaşım yapmayanlardan da ne koparırsak kârdır anlayışı ile algoritmaları eğitmeye devam mı? Arkadaşlar gerçekten kafamda deli sorular var ama ne fayda. Verilerimiz güvende değil ve hiçbir şeyin saklı kalmayacağı, kalamadığı bir dijitallikteyiz. Bi kere adım atmışsın zaten, kabul et artık ürün olduğunu. Algoritmaların her adımda seni öğrendiğini, bir yakışıklı/güzel/yemek/mekan beğendiğinde onun “gibileri” önüne getiren, bir kelime ile arama yapar yapmaz tüm reklamlarını bile sana özelleştiren bireysel bir internetin içinde var olmaya çalıştığını. Ha eğlence ha öylesine ha bilgi için. Çemberlerimiz de fiziki yaşamlarımızdaki farklı arkadaş ortamlarımız, akrabalarımız, ilişkilerimiz, tanıdıklarımız gibi. Tamam, herkesle aynı şeyleri paylaşamazsın ama sonuç olarak sayıları artsa da azalsa da paylaşım hep devam ediyor, edecek. Bence yeterince düşündük, şimdi gidip herkese açık Twitter hesabımdan dizanteriye nefretimi 280 karaktere sığdırıp -aklımda yanıtları takipçilerimle kısıtlamalı mıyımı düşünüp- instagramımdan da en korkunç halimi en yakınlarıma “bi tık” normalini orta yakınlıktaki arkadaşlarıma ve hiçbir şeyin görünmediği sadece aldığım ilaçları da genel hikayemde paylaşabilirim. Ne kadar basit kullanımlı ve ihtiyaç gören platformlar, canlarım.

Hakkında Sophos Akademi

Sophos Akademi, bir popüler bilim ve teknoloji sitesidir. Yaşama bilgelik katmayı amaçlar. Konuk yazarların makaleleri veya sitenin haberleri bu avatar ile yayınlanmaktadır.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Sizce “Beyaz” mı Futbol?

Günlük yahut süreli, yazılı, görüntülü, sesli elektronik veya dijital basın ve yayın organında, kadrolu, sözleşmeli …

Dijital Etik Çalışmaları

Algoritmalarınızın nasıl çalıştığını biliyor musunuz? Verileri doğru şekilde kullanıyor musunuz? Kullanıcılarınızı dijital olarak manipüle ediyor …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.