Pazartesi , Ekim 25 2021

Derrida’nın Macintoshu: En Az Onun Kadar Derrida

Heidegger’in Grundig 88’i, Freud’un mistik yazı defteri, Nietzsche’nin daktilosu, Sarah Kofman’ın Kamera Obscurası, Du Bois’in veri görselleştirmeleri ya da Derrida’nın Macintoshu…

Felsefe – teknoloji dolanıklığının, insanın araç gereç yaparak hayatta kalmaya çalıştığı, doğal çevresini sorguladığı zamanlara dayandığı söylenebilir. İnsan teknolojiyi kullanırken teknoloji de insanın düşünme şeklini etkilemiştir. Dolayısıyla insan öznelliği birçok başka aktörle paylaşılmış ve bunlardan birisi teknolojik araçlar olmuştur. Bu doğrultuda filozofların teknolojiye bakışları da sürekli kullandıkları araçlarla yakından ilintilidir. Her bir teknolojik araç, etkileşimde olduğu filozofun elinde yeniden hayat bulurken bunlar, birlikte bir oluşun içinde yer almışlardır (ç.n).

Örneğin burada, Küba Füze Krizi sırasında, nükleer felaket korkusuyla tekno-ilkel yaşamına bordo bir Grundig 88’i alan Heidegger’i, Freud’un mistik yazı defterini, Nietzsche’nin daktilosunu, Sarah Kofman’ın Kamera Obscura’sını [1], Du Bois’in veri görselleştirmelerini ya da Derrida’nın Macintosh’unu [2] düşünebiliriz.

Heidegger'in radyosu, Grundig 88
Heidegger’in Radyosu Grundig 88

Derrida’nın Macintosh bilgisayarı ile etkileşimine ve onu yazılarını şekillendirmede nasıl kullandığına geçecek olursak ikisinin sıkı bir arkadaş olduğuna tanıklık ederiz. Derrida’nın yanından ayırmadığı Macintosh… Derrida yazmayı 1956’da öğrenmiş, ilk bilgisayarını ise 1986’da almıştı. Geç benimsemiş olmasına rağmen (Uzun süre direndim, şeklinde itiraf etmiştir) Derrida, bilgisayarını gerçekten sevmişti.

 “Artık onsuz yapamam. Bu küçük Mac, özellikle de evde çalışırken (…) Daha önce onsuz nasıl devam edebildiğimi hatırlayamıyorum ya da anlayamıyorum!” (Paper Machine, 22, 20)

“Derrida ve bilgisayar” konusunda bakılması gereken ilk yer, Béatrice ve Louis Seguin’in Derrida ile ilk kez La Quinzaine Littéraire’de (Ağustos 1996) yayınlanan ve daha sonra Derrida’nın Paper Machine kitabına “The Word Processor” olarak üçüncü bölüme dahil edilen röportajdır. Bu kısa metin genellikle Derrida’nın “üzerinde yazmaya başladığı küçük taşınabilir Macintosh’unu” benimsemeye başladığı Archive Fever: A Freudian Impression (25) ile birlikte okunur.  Ayrıca Geoffrey Bennington’ın Derridabase Projesi de –her ne kadar Derrida’yı “bilgisayarlaştırma” ile birleştirmeyi yeterince başaramadığını söylese de- bakılacak başka bir potansiyel kaynaktır. Bunun yanında, daha detaylı bilgi için Peter Krapp’ın nispeten erken dönem makalesi “Derrida Online” da önerilir. Bennington şöyle söylemişti:

“Anlatımın yol gösterici fikri bilgisayarlardan geliyor: Derrida’nın düşüncesini etkileşimli bir programa dönüştürecek kadar sistematize etmeyi çok isterdim.” 

Macintosh ile Derrida (Bennington + Derrida, Jacques Derrida, 11)

Derrida bir Macintosh Plus, bir Macintosh Classic ve bir Macintosh LC475 kullanmıştır. Raporlar ayrıca bir Apple PowerBook’a, bir iMac’e ve muhtemelen diğer Apple bilgisayarlarına sahip olduğunu gösteriyor.

“Büyük yazara ya da büyük düşünüre ait bilgisayar bile, Nietzsche’nin daktilosu gibi fetişleştirilecektir” (Derrida, Paper Machine, 29)

Derrida, böyle adlandırılan “büyük düşünür”ün eninde sonunda kendisi olacağını biliyor olmalıydı! Tam da tahmin ettiği gibi, Derrida’nın sevgili Macintosh bilgisayarlarından üçü ölümünden sonra Normandiya, Fransa’daki IMEC’deki (Institut Mémoires de l’Edition Contemporaine) arşive konulmuştur. Bu makineler, ölümünden sonraki yıllarda, Derrida’nın sabit disklerinin süreksiz bayt yapısı içinde hala oyalanabilecek süreksiz kes-yapıştır ritimlerini yeniden yapılandırma amaçlı adli tıp mühendisleri tarafından titizlikle araştırılmıştır.

Derrida’nın Yazma Anı Yeniden Yaratıldı

“Hexadecimal Derrida” araştırma grubuna liderlik eden Aurèle Crasson’ın bu yöndeki çabaları özellikle çok önemlidir. Bilim kurgu gibi görünse de Crasson’ın ekibi Derrida’nın disk görüntülerindeki atlama noktalarını inceleyerek Derrida’nın metinlerini yazarken kes ve yapıştır özelliğini ne zaman ve nerede kullandığını belirleyebildi. Böylece Derrida’nın yazarlığının geçmiş yıllardaki gerçek zamanlı akışını yeniden yarattılar [3].

Derrida, McWrite ile Yazdı

Derrida, Microsoft Word kullanmaktan kesinlikle kaçınmış ve bunun yerine Macintosh’la ücretsiz gelen uygulama MacWrite‘ı tercih etmiştir. Crasson ve ekibi, Derrida’nın dijital arşivinde “Word ile yazılmış dijital dosyaların neredeyse tamamen yokluğuna” dikkat çekerek “Derrida, bilgisayarda yazdığı yıllar boyunca MacWrite’a sadık kaldı” (Le siliscrit de Jacques Derrida, 191, 193) açıklamasını yapmıştır. Bu noktada, Matthew Kirschenbaum, orijinal Apple Macintosh’un “en azından ilk başta edebi kelime işleme üzerinde nispeten az etkisi olduğunu – onunla birlikte gelen MacWrite Programının zayıf olarak kabul edildiğini (yalnızca sekiz sayfaya kadar olan belgeleri işleyebilir), ve çoğu yazar için henüz favori olmadığını” (Track Changes, xiv) ancak bunların hiçbirinin Derrida’yı rahatsız etmediğini öne sürmüştür.

Diğer yandan Derrida gerçekten de kes-yapıştır özelliğine takıntılıydı. Macintosh, metni görünüşte sonsuz değişkenlikle kesmeye ve yeniden birleştirmeye olanak tanımıştır.

Bu yeni makine, Derrida’nın iz ve kopya gibi metinsellik biçimlerini ya da çoğalma ve yayılma işlevlerini tam olarak anlayabiliyor muydu? Aynı zamanda tekrarlama zorunluluğu yoksa, kendisinin mal d’archive veya “arşiv ateşi” olarak adlandırdığı şey neydi?

Derrida masaüstünde oynamayı severdi. “Secret” konulu seminerinin belgelerini içeren bir klasörde Derrida, notlarını, her biri sürekli genişleyen bir dosya adına sahip on bir dosyada topladı.

Derrida’nın Sabit Diskindeki Dosya Adları (Aurèle Crasson, Derrida et l’ordinateur)

Derrida’da her zaman olduğu gibi, kelime oyunları ve imaları, Fransızca “gizli (secret)”, “sekretarya (secrétaire)” ve “sekreterlik (secrétariat)” sözcüklerinin çevresinde çoğalırken, “sec” harfleri Derrida’nın 1971 tarihli “İmza, Olay, Bağlam” [4] makalesini hatırlatır. Benzer şekilde feminist teorisyenlerin de belirttiği gibi, “sekreter” ve “bilgisayar” uzun zamandır iç içe geçmiş durumdadır [5].

Derrida Bir İstifçi mi?

Derrida’nın tekrar ile nevrotik bir ilişkisi vardı; disklerini çok sayıda yedekle dolduruyordu. Crasson’un ekibi, son derece profesyonel bir incelikle Derrida’nın dijital arşivinde (Le «siliscrit» de Jacques Derrida, 196, 191) bulunan “dosyaların anarşik bir şekilde çoğalmasına” ve “tüm medya formatlarında birden fazla gereksiz kopyanın yayılmasına” dikkat çektiler. Bunun anlamı şuydu: Derrida dijital bir istifçidir.

Hırsızlar Endişesini Arttırdı

Ayrıca, Derrida bir hırsızın evini soyup dosyalarını kaçırdıktan sonra veri kaybından endişe duymaya başlamıştır.

“Geçtiğimiz iki yıl içinde iki kez soyuldum; ikincisinde kendi huzurumda yani ben evdeyken. Sadece iki şey çalındı ​​ve iyi tespit edildi, takdire şayan bir şekilde hedef alındı: İlkinde laptopum, ikincisinde ise cüzdanım” (Paper Machine, 189).

Yine de Derrida’nın felsefi nedenlerle de kopyalamaya ilgi duyduğunu biliyoruz. Bu çok sayıda dosya, bu çok sayıda yedek, Derrida’da bir tür dijital ölüm dürtüsünü -ölüm dürtüsünün alt tabakası olarak hareket eden sabit diski – ortaya çıkarır; burada tekrar zorunluluğu temsilini “Kaydet” ve “Farklı Kaydet” işlemlerinde bulur.” [6]

Derrida’nın Dosya Yapısı (Crasson, Derrida ve Bilgisayar)

Bilgisayarlar olmadan yapısöküm olmaz ya da Kittler’in bir röportajda bildirdiği gibi:

“Jacques Derrida’nın yakın zamanda Siegen’deki üniversiteye yaptığı bir ziyaret sırasında (birkaç sorgulamadan sonra) şu cümleyi söylemesinden çok memnun oldum: ‘Bilgisayar olmasaydı, yapısöküm asla gerçekleşemezdi.'”

Bilgisayarlar olmadan yapısöküm yapılamaz mı? Bu, bilgisayarı yapısökümün a priori medyası yapar mı? (Yapısöküm için değil de Lacancı psikanaliz için daha iyi bir durum olamaz mı?) Örneğin Derrida’nın ekranına gelen şu uyarıya bakalım: “Cette commande va créer un paragraphe trop long / [OK]”. ll Bu komut paragrafınızı çok uzun yapacaktır.”

Suzanne Doppelt Tarafından Çekilen Derrida’nın Masaüstü Fotoğrafı (Bennington + Derrida, Jacques Derrida, 35)

Derrida, Paper Machine’de bu açılır pencere hatasını alma deneyimini şöyle anlatır:

“Şu şu uzunluktaki, kabaca yirmi beş satırlık bir paragrafın sonuna geldiğimde [yazılım] bana şöyle dedi: ‘Paragraf şöyle olacak: Çok uzun; Geri Dön düğmesine basmalısın.’ Kimden bilmiyorum, hangi zamanın, hangi uçurumun derinliklerinden gelen bir emir gibi, bu hafif tehditkar uyarı ekrana gelirdi” (22).

Kullanıcı Derrida için bir yazılım yoktur ancak onu yedekleyecek hiçbir şey yoktur, yalnızca önde arayüzler ve altta engin derinlikler vardır. Derrida için bilgisayar, konuşma ve öznellik yoluyla psişik dürtülerin makrokozmosuna [7] girdi. Bilgisayar, basitçe söylemek gerekirse, Büyük Öteki İdi. Kısacası, Derrida’nın kendi süperegosu’nu güçlendiren, ona ne yapması gerektiğini söyleyen ve onu belirli şekillerde davranmaya zorlayan disipliner bir rolü vardı. Yani “O da en az onun kadar Derrida’ydı. (ç.n)”

Yazar: Alexander R. Galloway

Türkçe Der. Duygu Aydemir

Notlar

[1] Kamera Obscura (Latince: Camera: kubbeli hazne/oda, Obscura: karanlık, karanlık oda) çevresindekilerin resmini ekrana yansıtan optik (ışık) bir alettir. Çizim ve eğlence amacıyla kullanılır. Koffman, kamera obscuraya dair Marx, Nietzsche ve Freud’un fikirlerini karşılaştırarak, onun bir fetiş işlevi görüp görmediğini sorgular.

[2] Macintosh, 24 Ocak 1984 tarihinde çıkmış ve piyasada fare ve grafik arayüz kullanan ilk başarılı bilgisayar serilerinden birisi olmuş Apple Inc. şirketinin masaüstü bilgisayar modelidir. Kelimenin etimolojisi için bkz. https://medium.com/kelime/macintosh-e631b5a40b50

[3] Bu durum, Derrida’nın bilgisayarının ondan sonra da hala Derrida oluşunu sürdürdüğü anlamına gelir.

[4] Derrida bu çalışmada “çağdaş dil felsefesindeki kimi yaklaşımları, özellikle de iletişim kavramını bu bağlamda ele alır.

[5] Feminist ve özellikle siberfeministlere göre bilgisayar teknolojisi eril olarak inşa edilmiştir ve bu yüzden yapay zeka sistemleri başta olmak üzere kadınlara yardımcı roller biçilmiştir.

[6] Derrida ve onu en az kendi kadar etkileyen, yönlendiren ve verileri için çeşitli önlemler almasına sevk eden Machintosh’u, bizlere, düşüncenin bizimle akışta olan herşeyle birlikte oluştuğu izlenimini vermesi açısından önemlidir.

[7] Derrida, onu ve felsefesini oluşturan bileşenlerin farkındaydı.

Hakkında Duygu AYDEMİR

Aydemir kendisini, kadın hakları savunucusu olarak atfeder. Sosyolog, eğitimci ve dilbilimcidir. İletişim bilimlerinde doktora öğrencisi olup cinsiyet, feminizm, siber uzam, medya ve yeni medya gibi geniş çalışma alanları bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir