Cuma , Ağustos 12 2022

İşkolikler, Alışverişkolikler, Dijital Takıntılılar: Bağımlılıkta Sınırı Nereye Çekeceğiz?

Beyin Taramalarının Görüntüleri

Saat yönünde, sol üstten sırasıyla: Normal bir beyin, obez bir kişinin beyni, bir alkoliğin beyni, bir kokain kullanıcısının beyni… Bu görüntülerdeki parlak renkli alanlar, beynin ödül merkezi olan çekirdeği işaret ediyor. Kırmızı, zevk duygularını ileten bir beyin kimyasalı olan dopamin için yüksek sayıda reseptörü gösterirken; sarı ve yeşil, daha az sayıdaki reseptörün bir işaretini gösterir. Dopamin reseptörlerinde yetersiz olan insanlar neşe hissetmekte zorlanırlar. Bunlara ek olarak alkolizm ve uyuşturucu kullanımı gibi klasik bağımlılıkların biyokimyasının ise kumar ve aşırı yemek yeme de dahil olmak üzere faaliyetlere çarpıcı bir şekilde benzediğini ortaya koyan son araştırmalar, birçok bilim insanını şaşırttı.

Konu hakkında kafa patlatan araştırmacılardan biri de Massachusetts General Hospital Motivasyon ve Duygu Nörobilim Merkezi direktörü Hans Breiter’dir. Breiter bir gününü şöyle özetliyor: Evdeki sanat stüdyosunda otururken 9 yaşındaki oğlunun yaptığı ve kısa süre sonra kırılan bir heykeli yapıştırıyordum. Bu arada, cep telefonu adeta boynuma dolanmış bir haldeyken, yoğun hafta içi programına sığdıramadığım insanlarla sinirbilimin inceliklerini tartışmaya çalışıyordum… Breiter’in hayatı, aile ve araştırmadan oluşan bir bulanıklıktır; hatta o bu konuda hayatına her şeyi sığdırmasının tek yolunun az uyumak olduğu konusunda bir şaka yapıyor. Ama ona bir iş bağımlısı olup olmadığı sorulunca bir anda ciddileşiyor ve ekliyor: Bu şeyler tartışmalı hem de çok tartışmalı.

İş, seks, egzersiz veya kumar gibi bir davranışın uyuşturucularla aynı şekilde bağımlılık yapıcı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği sorusu, sinirbilimciler ve psikiyatristler arasında yoğun bir tartışmanın merkezinde yer almaktadır. Örneğin bir tarafta, bazı patolojik insan davranışlarının bağımlılık yapan ilaçlarla aynı biyolojik yolları izlediğine dair somut kanıtlardan bazılarını yayınlayan Breiter gibi araştırmacılar var. Breiter, beyin görüntüleme teknolojisini kullanarak kumar makinelerinde kumar oynayan kumarbazların beyin bölgelerini inceledi. Kokaininde kullanıldığında dopaminde bir artış ürettiği beyin bölgelerindekine benzer şekilde sinirsel hareketlerin kumar oynarken görüldüğünü gözlemledi.

Texas Southwestern Tıp Merkezi Üniversitesi’nde psikiyatri profesörü olan Eric Nestler ise bağımlılık yapan ilaçlar ve bazı patolojik davranışların birbirini etkilediğini gösteren sonuçlar elde etti. Nestler, kemirgenler üzerinde yaptığı bir dizi deneyde, uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili genleri düzenleyen aynı proteinlerin patolojik egzersiz eğilimlerini artırdığını gösterdi. Nestler bu konuda “bu hayvanlar bazen küçük bir tekerlekte günde 20 mil (ortalama 32 km) koşarlar ve beyin ödül yollarında uyuşturucu bağımlılarında gördüğümüz aynı değişiklikleri gösterirler” diyor. Aslında, Nestler bu proteinleri manipüle ederek hayvanların bariz egzersiz zorlamasını durdurabildi.

Bazı araştırmacılar ise kokain bağımlılarının ve aşırı yemek yiyenlerin benzer dopamin tepkileri yaşadıklarını göstermek için hem hayvan hem de insan çalışmalarını kullandılar. Ayrıca, narkotik için naltrekson gibi uyuşturucu bağımlılığını tedavi etmeye yönelik ilaçların, kumar oynama ve hırsızlık yapma dürtüsünü azaltabileceğine dair kanıtlar da ortaya koydular.

Yine de birçok araştırmacı, sözde bağımlılık yapan davranışlar ve uyuşturucu bağımlılığının birlikte sınıflandırılması gerektiği sonucuna varmak için daha yol kat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ulusal Uyuşturucu Enstitüsü’nün davranışsal sinirbilim şube başkanı Roy Wise, “Bağımlılıkların davranışlara benzeme biçimlerine bakarak çok şey öğrenebiliriz ve farklı oldukları yönlere bakarak çok şey gözlemleyebiliriz” diyor. Ayrıca şunu ekliyor “Fakat beyinde meydana gelen bu şeylerden herhangi birinin bağımlılığın nedenleri, bağımlılığın sonuçları veya bağımlılığa hazırlayıcı faktörler olup olmadığını bilmiyoruz.”

Aslında, Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Ruh Sağlığı Kutsal Kitabı olan Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı‘na göre, hiç kimse aslında hiçbir şeye “bağımlı” değildir. Uyuşturucu ve alkolü aşırı kullanan kişilerde “maddeye bağlı bozukluklar” vardır ve kitaptaki tek sözde davranışsal bağımlılık “patolojik kumar”dır. (Ancak eklemek gerekir ki bu kitabın 2022 yılında güncellendiği unutmamalıdır.). Georgetown Üniversitesi’nde psikiyatri profesörü olan ve davranışsal bağımlılıklar konusunda geniş deneyime sahip olan Norman Rosenthal, El Kitabı’ndaki bu durumun utanç verici bir ihmal olduğunu söylüyor. “Bu sadece akademik bir sınıflandırma meselesi değil, hastaların son 80 yılda alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığı hakkında öğrendiğimiz her şeyden tam olarak faydalanmalarına izin verme meselesi. Burada bağımlılıkla uğraşıyor olmamız ihtimalini kabul etmeye istekli değilsek çaresizce muhtaç durumdaki insanları mahrum bırakmış oluruz.”

“Bağımlılık” kelimesini kullansalar da kullanmasalar da bilim insanlarının üzerinde anlaştıkları bir nokta var: Bir davranışın patolojik hale geldiğini gösteren biyolojik ipuçlarını belirlemek, psikolojik veya farmakolojik yaklaşımlarla tedavi edilebilmesi için son derece değerli olacaktır. Araştırmacılar buna genellikle bir şeyin sağlıklı veya eğlenceden saplantılı hale geldiğinin işareti olan “anahtar” avı olarak atıfta bulunur. Ancak bunu bulmak biraz zaman alacak gibi duruyor çünkü hayvan testleri, alışılmış alışveriş veya siber seks bağımlılığı gibi insan davranışlarını izlemek zor. Ve insan beyni görüntüleme çalışmaları uzun bir süreç olma eğilimindedir. Ayrıca obsesif ve zorlayıcı davranışların yanı sıra bağımlılıkların nasıl çalıştığına dair en yetersiz kanıtlar ancak daha yeni yeni ortaya çıkmaya başlıyor.

Breiter, “Bağımlılığın farklı yönlerine hangi beyin bölgelerinin aracılık ettiğini belirlemeye başlıyoruz, ancak daha gidecek çok yolumuz var. Ancak önümüzdeki altı ila 10 yıl içinde neler olup bittiğine dair çok güçlü ve ikna edici verilere sahip olacağımızı düşünüyorum” diyor. Özellikle Breiter gibi bilim insanları geceleri ve tatillerde bile çalışmaya devam ederse bu konu aydınlanacak gibi gözüküyor.

Yazan: Rebecca Skloot

Çeviri: Mert Küçükvardar

Kaynak

  • popsci.com/scitech/article/2002-03/whos-addict/

Hakkında Mert KÜÇÜKVARDAR

Yazar; aynı zamanda Bilişim Devrimi: Teknolojinin Felsefi ve Sosyolojik Analizi isimli kitabın da yazarlarından biridir. Ayrıca yazarın, Veri Gazeteciliği, Terör ve Yeni Medya, Teknoloji, Teknoloji Bağımlılığı gibi konularda yazılmış bilimsel makaleleri bulunmaktadır. http://www.mertkucukvardar.com/

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Covid-19 Pandemisinin Psikososyal Etkileri

Tarihsel süreçlere bakıldığında, insanlığın yaşam serüveninde sürekli hastalık ve salgınlara maruz kaldığı görülmektedir. Farklı zaman …

Koton Reklamındaki Başörtülü Tekvandocu: Şimdi Herkese Saygı Moda!

Türkiye’nin önde gelen giyim markalarından biri olan Koton, yeni reklam filmin #Etiketleriçıkar’da toplumun farklı kesimlerinin maruz …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.