Parapsikoloji ve Paranormal Olaylar

Parapsikoloji, paranormal (normal ötesi, anormal) olguları, olayları, güçleri ve yetenekleri inceleyen tartışmalı bir bilim dalıdır. Parapsikoloji kelimesi J. B. Rhine’ın psikolojideki anormal durumları tanımlamak için kullandığı “psikoloji ötesi” anlamına gelen “parapsychique” kelimesinden türetilmiştir. Parapsikoloji çalışma alanında olan olguların net bir tanımı ve nitelendirmesi olmadığı için bu olgular genellikle parapsikolojik fenomenler olarak ele alınmaktadır. PSI fenomeni olarak da adlandırılan parapsikolojik fenomen, doğal yasa veya olağan duyusal yetenekler dışında fiziki gözlem ile edinilen bilgilerle açıklanamayan çeşitli olay türlerinden herhangi biri anlamındadır (Encyclopaedia, 2015). Parapsikoloji bu tür fenomenleri araştıran bir disiplindir.

Anomali ve Parapsikoloji

Parapsikolojinim genelinde ele alacağımız kavram anormal fenomenler olacağı için burada anomalinin tanımı yapmak önemlidir. Bir sürecin veya oluşumun hangi kriterlere göre anormal olarak değerlendirildiğinin sınırlarını çizmek ele alının durum hakkında yorum yapabilmeyi efektif kılacaktır. Anomali, tanımı gereği “yerleşik davranma modellerinden hissedilir ölçüde sapma” durumdur (Jhan, 1987, s. 79). Bu tanım her ne kadar doğru olsa da oldukça genel bir yargıdır ve parapsikolojik olayların tümünü tanımlamaya yetecek derecede olamayabilir. Anormal fenomen tiplerini tanımlarken daha spesifik bir tanım yapmamız gerekmektedir zira bu tanım bilincin ve zihnin eylemi ve bilişsel duygu algılarını aşan veya fiziksel alemde form ve madde ikilisinin olması gereken davranışlarını aşan durumlar içermektedir. Bir olayın, sürecin veya olgunun anormal olarak kabul edilebilmesi için, aşağıdaki koşullardan herhangi birinin veya tümünün elde edilmesi gerektiğini söyleyebiliriz:

  • insan bilincinin ve zihninin bir ürünü olması
  • kendisiyle, bilinçli varlıklarla ve başka bilinçli varlıklarla etkileşime girebilme durumu
  • fiziki yasaları ve maddenin mekanik etkileşimi dışında bilgiyi ortaya çıkarması
  • uzay, zaman ve nedensellik gibi temel bilimsel önermelerin herhangi birini veya tamamını bir şekilde ihlal etmek

Yukarıda belirtilen koşullara uyan olaylar genellikle psişik, mistik, mucizevi ve paranormal olarak adlandırılır. Bu terimler sıklıkla eş anlamlı olarak kullanılsa da her biri anlam bakımından farklıdır fakat hepsi genel bir kategorinin alt başlıklarını inceleyen terimlerdir. Bu genel kategori ise parapsikoloji olarak ele alınabilir.

Parapsikolojinin Ortaya Çıkış Süreci

Parapsikolojik olaylar insanlık var olduğundan beri bireyler tarafından sürekli olarak deneyimlenen fenomenlerdir. Özellikle ilk çağlarda pozitif bilimin gelişmemiş olmasından dolayı bireyler yaşadıkları çoğu olayı ilahi bir güç veya anormal bilişsel süreçler olarak değerlendirmiştir. Bu durum bilimi ve tekniğin ön plana çıkmaya başladığı 18. ve 19. yüzyıllara kadar devam etmiştir. Geçmişteki parapsikolojik fenomenler, çağın bilimsel paradigmalarına uymadıkları için Tanrı’nın doğrudan eylemleri olarak kabul edildi, bilinen tıbbi ve bilimsel yasalara meydan okuyan psikobiyolojik fenomenler de mucize olarak kabul edildi (Schwebel, 2004, s. 142). Pozitif bilimlerin, psikolojinin ve sosyolojinin gelişimiyle parapsikoloji bilimsel yollarla ele alınmaya çalışılan bir disiplin haline geldi. Parapsikolojinin bilimsel tarihi bu alanda deneyler yürüten 1882 yılında kurulmuş İngiliz Psişik Araştırma Derneği (SPR) ile başlamıştır. Aynı şekilde J.B. Rhine’ın 1932 yılında Duke Üniversitesi Psikoloji Fakültesi’nde kurduğu Parapsikoloji Laboratuvarı da parapsikolojik olayları istatistik, matematik analiz ve mekanik kontroller uygulaması şeklinde katı bilimsel yöntemlerle incelemeyi amaçlayan bir hareketti. Aynı yıllarda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde de parapsikoloji bilimsel yollarla ele alınmaya çalışılmıştır. SPR’nin kurucuları insanı sadece, bir makine olarak tanımlayan görüşte tatmin olmayıp bunalarak, alışıla gelmiş bilim tarafından ihmal edilmiş olan ve insanın gerçek yapısına farklı yönlerden ışık tutabilme ümidini taşıyan her tür olayı incelemeye koyuldular. Derneğin üyeleri bütün ayrıntıları dikkatle araştırarak ve tanıklar ile görüşerek yüzlerce vaka topladırlar ve bu vakaların analizlerini gerçekleştirdiler. Bu çalışmaları çok sayıda histeri, rüya ve kişilik bozukluğu örnekleri de barındırıyordu. Freud, Jung, Janet gibi psikanaliz kuramı savunucuları da bu derneğin üyeleri arasındaydılar. Parapsikoloji ve spiritüalizm kavramlarına da ilgi göstermiş olan Jung “açıklayamadığı her şeyi bir hile olarak kabul etme yanılgısına” düşmeyi reddediyordu. Jung’un geliştirdiği ve parapsikolojiyi ilgilendiren önemli bir kavram da “eş zamanlılık (Synchronicity)”dır. Kendisinin “nedensel olarak değil de anlamlı bir şekilde bağıntılı bir olayın aynı anda (simultane) olması” diye tanımladığı bu olgu, olayların paranormal bağlılaşmasını belirlemektedir.

SPR’nin kuruluşundan birkaç yıl sonra 1885 yılında Boston’da psikolog William James’in öncülüğünde parapsikoloji üzerine araştırmalar yapma niyetiyle yeni bir dernek kuruldu: Amerikan Psişik Araştırma Derneği (ASPR). SPR’nin izinden yürüyen Dernek üyeleri, telepati, durugörü, radyestezi gibi kısacası parapsikolojik, parapsişik ya da paranormal diye adlandırılan her türlü olayı incelemek amacını güdüyordu.

SPR ve ASPR’nin kuruluşlarının ardından Avrupada’da bu kuruluşları örnek alan parapsikoloji dernekleri kurulmuştur. 1919 yılında Fransa’da Uluslararası Metapsişik Enstitüsü kurulmuştur. Daha sonrasında buna benzer enstitülerin Almanya, İtalya ve İskandinavya ülkelerinde yaygınlaşmasıyla 1921 yılında Kopenhag’da ilk Uluslar Arası Psişik Araştırma Konferansı gerçekleşmiştir ve ardından Varşova’da 1923 yılında ikincisi gerçekleştirilmiştir.

Yirminci yüzyılın ilk yıllarında psikoloji giderek mekanik ve davranışçı (behaviouristic) anlayışa yönelmeye başlayınca, parapsikolojik araştırmalarla arasındaki ilinti de hoş karşılanmamaya başladı (Tarlacı, 2013). Bu durum parapsikolojinin modern bilim disiplinlerinden biri haline geleceğini öngörüsünü yok etmişti. Psikoloji çalışmaları yapan bilim insanlarının fizyolojik psikoloji alanına gün geçtikçe önem vermesi bu durum sebeplerinden biri olarak sayılabilir. Parapsikoloji akımına yapılan bu baskıya Freud bile kayıtsız kalmamış “Psikanaliz ve Telepati” adlı çalışmasını yayımlamamıştır. Bu baskıya ve kabul görmemeye rağmen bazı bilim insanları parapsikoloji üzerine çalışmalarını devam ettirmişlerdir ve bu hala günümüzde devam etmektedir. Her ne kadar parapsikoloji alanına yapılan baskılar o günden bu yana devam etse de Yazar Hereward Carrington 1930 yılında yayımladığı bir listede 20’ye aşkın ülkede parapsikoloji araştırma örgütlerinin var olduğunu dile getirmiştir. Parapsikolojik araştırma faaliyetinin hacmi artık, yıldan yıla artar hale gelmiştir. Bu konuda batı dünyasına önderlik yapan Amerika’daki birçok merkezde, çoğu resmi olarak üniversiteler ya da kolejlere bağlı bir şekilde yürütülen ve giderek gelişen önemli parapsikoloji çalışmaları yapılmaktadır (Tarlacı, 2013).

Parapsikolojinin Teorileştirilme Çalışmaları 

1882’de SPR’nin kuruluşuyla tarihlendirilebilecek başlangıcından bu yana parapsikoloji (psi) kabul edilmiş bir teorik temeli olmayan bilimsel bir yan kültür olarak ele alabiliriz. Parapsikoloji çalışan bilim insanlarının ortak bir yönünü aradığımız zaman bunun bilimin sırf materyalist olması karşı oldukları muhalif tutumdur. Bu çalışanlar arasında köklü üniversitelerin meşhur bilim insanları dahi olsa bu durum parapsikolojinin yine de tam olarak kabul görmesine neden olmamıştır. Parapsikolojiye eleştiren yaklaşanlar bu alanda yapılan çalışmaların anekdot olduğuna ve deneysel kanıtların bağımsız tekrarlanabilirlik ve gözlemlerin kararlığı gibi bazı önemli testleri karşılamadığını söylemişlerdir. Psi alanındaki bazı araştırmaların sonuçlarının da bu eleştirilerin boşa olmadığının bir kanıtı niteliğindedir. 1970’li yıllarda gözlemsel teorinin popülaritesinin artmasıyla parapsikoloji araştımacılar sinyal belirleme kuramları ve örtük bilgi gibi kavramlarla çalışmalarını temellendirmeye çalışmışlardır. Buna rağmen çalışmalar istikrarlı ve tekrarlanabilirlikten uzaktır ve yine de tam olarak kabul görmüş bir arka plan teorisi mevcut olmamıştır.

Yakın zamanda gerçekleştirilen parapsikoloji çalışmalarında parapsikolojik fenomenler kuantum teorisi ile açıklanmaya çalışılmıştır. Genelleştirilmiş Kuantum Teorisi kuantum mekaniğinde bulunan ilkelerin bir kısmının veya tamamının büyük (makroskopik) nesnelere ve dolayısıyla potansiyel olarak günlük deneyimimizin konularına da uygulanabilir olduğu iddiasıdır. Parapsikoloji çalışması yürüten bazı bilim insanları parapsikolojik fenomenlerin kuantum mekaniği ilkeleri ile açıklanabileceği veya ilintilendirilebileceğini öne sürmüştür. Aynı şekilde bazı çalışmalarda parapsikolojik fenomenler EPR (Einstein-Podolsky-Rosen) paradoksu ile ele alınmıştır. EPR paradoksu kuantum fiziğine karşı geliştirilmiş ve bu alanda yetkin olmayanlar için karmaşık sayılabilecek bir düşünce deneyidir. Bu deneyi basitçe açıklamamız gerekirse kuantum dolanıklılığına tabi iki parçacıktan birinin sağdan sola spin gerçekleştirdiği anda diğer parçacığın ise anlık olarak soldan sağa spin gerçekleştirmesi durumunda bu parçacıklar arasındaki bu iletişimin evrenin aşılamaz hızı olan ışık hızından daha hızlı olduğunu ve bunun mümkün olmadığını ortaya koyan bire düşünce deneğidir. O halde kuantum âleminin elektron, nötron, proton vb. varlıkları, eğer aynı kaynaktan oluşmuşsa, birbirleri arasında telepati yapar gibi davranmakta, birbirlerine dair fiziksel bilgileri kâinatın neresinde olurlarsa olsunlar anlık paylaşmaktadırlar. Parapsikolojik fenomenlerinin ilintilendirdildiği bir diğer fizik teorisi ise Paralel Evrenler Teorisi’dir. Bu hipotezde birbirinden bağımsız ve farklı, hiçbir şekilde birbiriyle etkileşime girmeyen, çok sayıda evrenin varlığı savunulmaktadır, içinde yaşadığımız evren de onlardan birisidir (Efil, 2004, s. 158). Bu hipotez ile parapsikolojik fenomenlerin bağdaştırılması ile oluşturulan hipotez aslında paralel evrenlerde yaşanan olayların ve pararlel evrenlerde var olan aynı kişilerin bir şekilde birbirlerini etkilediği ve bununda psişik olaylara yol açtığı görüşüdür. Bu görüş oldukça varsayımsaldır ve herhangi bir bilimsel dayanağı yoktur. Kuantum teorisinin belirsizlikler içermesi ve sınırlarını veyahut ilerleyen yıllarda ortaya çıkaracaklarının öngörülmez oluşu parapsikoloji çalışan bilim insanları tarafından parapsikolojideki günümüzde bilinmez görünen bazı olayları açıklayabileceği öngörüsüne neden olmaktadır.

Houtkooper, “Arguing for an Observational Theory of Paranormal Phenomena” adlı çalışmasında (2002) parapsikolojideki teorleştime çabalarını şöyle açıklamıştır:

“Paranormal fenomenler birçok bilim insanının kafasını karıştırmıştır ve bu nedenle literatürün paranormal fenomen teorileriyle dolu olması şaşırtıcı değildir. Parapsikolojik teoriler, 20. yüzyılın başlarından beri önerilen çok sayıda teoriyi kategorize eden Stokes tarafından kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmiştir. Stokes, gözlemsel teoriyi tartışmanın yanı sıra, örneğin elektromanyetik teorilerden, uzay-zaman teorilerinden, nöropsikolojik teorilerden ve zihin-beyin ikiliğine dayanan teorilerden bahseder. Bu teorilere, ESP’de bilgi aktarımı için bir ortam olarak elektromanyetik radyasyon düşünüldüğünde, kodlama-kod çözme problemi gibi, içerdikleri problemler eşlik eder. Tüm teoriler, paranormal fenomenlerin belirli yönlerinin ortaya çıkışını açıklamaya yönelik girişimlerdir, yani teoriler değişen kapsam ve değişen değerlere sahiptir.”

  Parapsikolojinin Kavramları ve Kategorileştirilmesi

Psi araştırmalarının ilk yıllarında Duke Üniversitesinden J.B ve Louisa psi’ı iki ana kategoriye ayırmıştır. Bunlardan ilki ESP (extra-sensory perception)’dır yani ekstra duyusal algılardır. ESP, “sıradan duyu kanalları veya bilgi edinme için normal mekanizmalar yoluyla kazanılmayan bilgi ve bilgiyi elde etme yeteneğidir”. ESP aşağıdaki alt sınıflandırmaları içerir:

  • Telepati: Geleneksel duyusal kanallar aracılığıyla herhangi bir iletişim olmadan bir kişinin diğerinin düşüncelerinin farkında olması.
  • Durugörü (Clairvoyance): Bir bilgi kaynağına, nesneye veya olaya ilişkin ön bilgilere dayanmadan bir nesne veya olay hakkında bilgi edinme yeteneği.
  • Önsezi (Precognition): Bir başkasının gelecekteki düşünceleri (öngörüsel telepati) veya gelecekteki olaylar (önsezili durugörü) hakkında bilgi edinme yeteneği.

İkincisi ise psikokinezidir (PK). PK, bilinen fiziksel yollarla açıklanamayan şekillerde nesneleri veya süreçleri etkileme yeteneğidir (Savage, 2013, s. 9).  Bu kategoriye bilişsel güçler yoluyla hastalık iyileştirme gibi durumları örnek verebiliriz. Bu alanda çalışanlar tarafından benimsenen paranormal tanımı, tipik olarak ESP, PK ve ölümden sonraki yaşam gibi temel fenomenlerin ötesine geçer ve astrolojiye inanç, UFO’lar, maden arama, Bermuda üçgeni vb. gibi konuları da içerir (What is Anomalistic Psychology?).  Genel olarak en çok kullanılan ve üzerine çalışmalar yapılan parapsikoloji olayları ise şunlardır:

  • ESP
  • PK
  • Psişik Okumalar
  • Psişik Tedavi
  • Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp
  • Vücut Dışı Bilinç ve Ölüme Yakın Deneyimler
  • Astroloji ve Kehanetler
  • Reenkarnasyon
  • Hayaletler ve Poltergeistler

Parapsikolojik fenomenler, doğa yasaları veya olağan duyusal yetenekler dışında edinilen ve bilgilerle açıklanamayan çeşitli olay türlerinden herhangi biridir. Bu tür fenomenleri araştırmakla ilgilenen disipline parapsikoloji denir (Encyclopaedia, 2015). 19 yüzyılında başında bilimsel kuruluşlar tarafından bu fenomenler ele alınsa da bu fenomenlerin varlığı ve kültürel olarak oluşumu çok daha geçmişe dayanmaktadır. Bireyler yaşadıkları çeşitli anormal olayları ve durumları geçmişten bu yana sürekli dile getirmiştir ve bu durumlar gizemli birer güç olarak kulaktan kulağa dolaşmıştır. Bu durum aslında anormal olayların yani psişik fenomenlerin birer sosyal gerçeklik barındırdığının da kanıtıdır. Bu fenomenleri bilimsel olarak ele alarak açıklama çabası bazı bilim insanları tarafından icra edilse de bunu genel bir teoriye oturtmayı hiçbir zaman başaramamışlardır. 19 yüzyılda parapsikolojinin bir disiplin haline getirilme isteği Amerika’da başlayıp zamanla çoğu ülkelere yayılmıştır. Yapılan çalışmalarda tutarsızlığın bulunması ve bilimsel yöntemler ile psişik fenomenlerin açıklanmasının oldukça zor olması parapsikolojinin bilimsel bir disiplin olup olamayacağı tartışmasını sürekli hale getirmiştir.

Her ne kadar parapsikoloji bilimsel olarak kabul görmemiş olsa da parapsikolojik olayların bir sosyal gerçeklik oluşu (bu tarz spritüal olayların gerçekliğini reddetsek dahi) bu durum en azından sosyal bilimler nezdinde bilimsel olarak ele alınıp çalışılabileceğinin bir göstergesidir. Bazı kabileler, toplumlar veya bireyler günümüzde hala psişik güçlere inanmaktadır ve bu durum bu toplumların veya bireylerin gündelik davranışlarında etkili olmaktadır. O halde parapsikolojik fenomenler ve bunun etkileri sosyal bilimlerde çalışılabilecek bir kavram olarak ele alınaiblinirdir.

Mustafa Çeğindir

 

Kaynakça

Efil, Ş. (2004). Parapsikolojik Fenomenler Üstüne Bilimsel ve Felsefi Bir Soruşturma. Marife, 157-169.

Encyclopaedia, T. E. (2015, Eylül 14). Parapsychological phenomenon. Britannica: https://www.britannica.com/topic/parapsychological-phenomenon adresinden alındı

Houtkooper, J. M. (2002). Arguing for an Observational Theory of Panaromal Phenomena. Journal of Scientific Exploration, 171-185.

Jhan, R. (1987). Margins of Reality: The Role of Consciousness in the Physical World. New York: Mariner Books.

Savage, P. B. (2013). Anomalaus Phenomena Ans The Limits Of Science. Philadelphia: The Temple University Graduate Board.

Schwebel, L. J. (2004). Apparitions, Healings, and Weeping Madonnas: Christianity and the Paranormal. New York: Paulist Press.

Tarlacı, S. (2013, Şubat 13). Evrenin Dili. Evrenin Dili Web sitesi: http://www.evrenindili.com/parapsikoloji-nedir/65-durugroerue/298-tarihce?fbclid=IwAR1MXWyiDH7_srjoVtIt_ezIT3j3k6vFvENMZ31Da0NCEzJdPNdDf24oV4g adresinden alındı

What is Anomalistic Psychology? (tarih yok). Goldsmith Sitesi: https://www.gold.ac.uk/apru/what/ adresinden alındı

 

 

Hakkında Mustafa Çeğindir

Sosyal bilimler üzerine kafa yoran ve naçizane çalışmalar yapan bilişim yüksek lisans öğrencisi.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Fenomen Olma Yolunda Seyir Defteri

Sosyal medyanın hızla yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan fenomenlik bilimsel bir araştırmada ele alınarak, fenomen olan sıradan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir