Cumartesi , Ekim 1 2022

The Post Filmi: Basın Meslek İlkeleri ve Medyanın Gücü

Gazetecilik, sınırları çizilmiş bir görev alanı içerisinde bağımsız ve kitlelerin doğru bilgiye ulaşması önceliğini taşıyan bir hizmet türüdür. Ayrıca kamu yararını ön plana çıkarmaktadır (Atila, 2019: 26). Bu çalışmada gazeteci ve basın konusunu ele alan The Post filmi Basın Meslek İlkeleri açısından incelenmektedir.

The Post filmi Washington Post Gazetesinin bir ordu analisti tarafından basına sızdırılan Pentagon belgelerini ele alır. Bu belgelerle, Vietnam savaşı hakkındaki bazı gerçekler açığa çıkar. The Post, özgür basın kavramının sıkça geçtiği ve basın özgürlüğünün dile getirildiği bir filmdir. Bu çalışmada, film Basın Meslek İlkeleri açısından ele alınmaktadır. Ayrıca, Washington Post yayıncısı ve gazetenin sahibi Katharine Meyer Kay Graham ve editör Ben Bradlee arasında geçen diyaloglardan kesitler, gazetecilerin öğrendikleri gerçeklerle yaşadıkları şok, hükümetin gerçekleri gizleme çalışması ve bunlarla ilgili çıkarımlar yer almaktadır. Basın Meslek İlkelerinde yer alan bir maddeye göre; “Gazeteci; bilgiyi yok edemez, görmezlikten gelemez, metinler ve belgeleri değiştiremez” (URL-1). Demokratik toplumlarda medya yasama, yürütme ve yargının ardından dördüncü güç olarak görülmektedir. Gazeteci ise bu gücün içerik üreticisidir ve önemli bir göreve sahiptir. Bu nedenle, gazetecinin üstlendiği kamusal sorumluluğun bilincinde olması ve toplumu doğru ve tarafsız bir şekilde bilgilendirilmesi gerekir (Emel & Akgün, 2019: 220). The Post filminde, Ben karakteri “Güçlerinin denetçisi biz olmalıyız. Onlara biz hesap sormazsak kim soracak?” diye sorar. Filmde yer alan bu cümlelerde, gazetecinin elde ettiği bilgileri yok sayamayacağı vurgulanmaktadır. Gazetecinin görevi bilgiyi kamuoyuna kamu yararı için iletmek olduğundan bu ilke doğrultusunda hareket edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Gazeteci, halka zarar veren ve verme ihtimali olan durumlarda sorumlu kim ise, onları kayırmamalı ve sorumluların açığa çıkması için gerekli bilgilendirmeleri yapmalıdır. Bu durum Gazetecinin görevi olarak görüldüğü için bu ilke ve filmde geçen cümleler deontolojiktir. Çünkü Ben, güçlerinin denetçisi olmayı ve hesap sormayı gazetecinin görevi olarak görmektedir. Ayrıca Ben karakteri filmde, hoşlarına gitmediği için hükümetin gazetecilerin davranışlarına müdahale etmesine izin vermemeleri gerektiğini, hükümetin gazetecinin yazıp yazamayacağını söyleyemeyeceğini belirtmektedir. Ben’e göre güçlerinin kontrolü basın olmalıdır ve basın onları sorumlu tutmazsa bu görevi kimsenin yapmaya gücü yetmeyecektir.

Aynı Basın Meslek İlkesine göre filmde verilebilecek bir örnek daha yer almaktadır. The Post gazetesi kapanma ihtimaline rağmen, gizli dosyaları görmezden gelmemiş ve her türlü tehlikeye karşı kaynağı korumaya ve belgeleri yayınlamaya karar vermiştir. Belgeleri, üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan yayınlamışlardır. Böylece, bu ilke gazetecinin görevi kapsamında deontolojik bir yaklaşımla yerine getirilmiştir. Meslek etiği, meslek grubu ve toplumun bütünü için önemlidir. Mesleki eğitim ve mesleğin icrası esnasında etiğe önem verilmelidir. Sokrates, erdeme bilgi ile ulaşılacağını dile getirmiş ve ahlakın iyi bir eğitimle mümkün olabileceğini belirtmiştir. Mesleğin etik ilkelerinin öğretilmesi ve bu ilkelerin korunması gerekir. Çünkü mesleğin etik ilkeleri bilinmeden davranışların mesleki açıdan doğru olup olmadığını bilmek zordur. Bu nedenle mesleki bilgi kadar, meslek etiğinin de ele alınması önemlidir (Erimli, 2014: 26).

Basın Meslek İlkelerine göre; “Gazeteci, bir bilginin, haberin yayını ya da yayınlanmaması karşılığı hiçbir maddi veya manevi menfaat sağlayamaz; çıkar çatışması yaratmaktan kaçınır” (URL1). Filmde, gazetenin danışmanı ve olayların iç yüzünü bilen bir kişi, olayın duyulmaması için gazetecilerin onları yalancılıkla itham ettiğini söyler. Bunun üzerine Kay, çocukları öleceklerini bildikleri halde Vietnam savaşına neden gönderdiklerini sorar. Danışmana, etrafında çocuğu ölenlerin olduğunu ve danışmanın Kay’ın oğlunun da askere gitmesini istediğini hatırlatır. Kay, gazeteci olarak haberi yayınlamaya karar verip vermeyeceğini düşüneceğini belirtir. Danışman, raporların ilerdeki araştırmalar için yazıldığını, o anda yayınlamasının yanlış bir zaman olduğunu vurgular. Ayrıca gazetecilerin tarafsız olamayacaklarını dile getirir. Kay bu durumdan maddi çıkar sağlamadığı gibi olayın yanlışlığının farkına varır. Arkadaşına rağmen halkın ve askerlerin tarafında olmayı tercih eder.

Olayın öncesini ve sonrasını hesaplar. Kay’in bu durumda teleolojik yaklaştığını söyleyebiliriz. Sadece kamu çıkarını düşüneceğini ve arkadaşı bile olsa bunun onun fikrini değiştirmeyeceğini ima eder. Gazetecilik ilkelerine göre gazeteciler, kamuya sadık kalmalı ve menfaat çatışması yaratan durumlardan uzak durmalıdır. Bu ilkeler, hem çalışan ve işveren gazeteciler arasında hem de siyasal kurumların dahil oldukları, medya ve toplum arasındaki etkileşim yoluyla geliştirilir ve biçimlendirilir (Limor, 2006: 152). Bir başka madde de şöyledir: “Gazeteci, konumu ne olursa olsun haber kaynağı olarak kişi ve kurumlarla iletişimini ve ilişkisini meslek ilkelerini gözeterek yürütür” (URL-1). Filmde kaynak ve arkadaşlık konusunda iki karakterin birbirini eleştiren ve suçlayan diyalogları yer almaktadır. Kay, belgeleri yayınlayan Times gazetesinin sahibi ile arkadaştır. Fakat arkadaşından belgeleri istemesinin suç olduğunu söyler. Editör Ben ise, Kay’in kaynağın arkadaşı olmasına rağmen kamuya karşı görevini hatırlatır. Kay de zamanında onun da benzer şeyler yaptığını, davetlere gittiği anımsatır. Ben bir arkadaşından bahsederken onu hiç kaynak olarak görmediğini, fakat onun kendisini her zaman gazeteci olarak gördüğünü anladığında yaşadığı hayal kırıklığına değinir. O anda arkadaşlıklarının bittiğinden bahseder. Tüm bu olay ve diyaloglarda, iki karakterin de kaynak konusunda Meslek Etiği İlkelerini gözetmedikleri ortaya çıkmaktadır. Bu durum akıllara şu soruyu getirmektedir. “Kaynak ve Gazeteci dost olabilir mi? Dost olursa bu durum haberi nasıl etkiler?” Yaşanan olaylarda filmdeki karakterler, arkadaş çevresini ve kendi özel hayatındaki çıkarları göz önüne aldıkları için teleolojik davranmış ve gazeteci Basın Meslek İlkesini ihlal etmiştir. Bu durumu kendileri de fark etmiş ve dile getirmişlerdir.

Basın Meslek İlkelerinde yer alan, “Gazeteci; halkın bilgi edinme hakkı uyarınca, haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüğünü kullanırken kendi açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçekleri çarpıtmadan aktarmak zorundadır” ilkesine film boyunca değinilmektedir (URL-1). Modern ve katılımcı demokrasilerde, basın halk adına gücü elinde tutanları kontrol eder. Basın bu görevi yerine getirirken toplumsal bir sorumluluk üstlenir. Basın özgürlüğü hem Amerikan Anayasası’nın ilk değişiklik maddesinde hem de İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin 11. maddesinde güvence altına alınmıştır. Bu nedenle, hiç kimse basının toplumsal işlevini yadsıyamaz (Özden, 1996: 80). Filmde, yayın yapma hakkını korumanın tek yolunun yayın yapmak olduğu vurgulanmaktadır. Times’a yaklaşık bir haftalık yayın yasağı gelir. Amerika’da o güne kadar mahkeme bir gazeteyi kapatma kararı almamıştır. The Post, gizli belgeleri yayınlamadan önce hukukçular ve gazeteciler bir evde toplanıp tartışırlar. Bilgileri yayınlama konusunda karar veremezler. ABD Başkanı Nixon, bir süre önce The Post Gazetesini beyaz saraya girmesini yasaklamıştır. Gazetenin haber alma hakkı ihlal edilmektedir. Yapılan tartışmalar sonucu, durum gazetenin sahibi olan Kay Graham’a bildirilir. Kay hapse girme ihtimaline rağmen, gazetecilerin görevinin haber yapmak olduğuna inandığı için sonucu ne olursa olsun yayın hakkını kullanmak ister. The Post tedbir kararını bildiği halde belgeleri yayınlamaya karar verir. Bu olayda Kay, Gazetesinin kapanma ihtimaline karşın sonucunu düşünmeden gerçekleri açığa çıkarmak istediği için deontolojik davranmıştır. Fakat bu olayın içinde bir de teleolojik bir durum söz konudur. Kay, “evet” demeden önce bu haber yayınlanırsa tek bir ABD askerine zarar gelmeyeceğinden emin olmak ister. Bundan emin olduktan sonra belgeleri yayınlamaya karar verir. Kay, kararını vermeden önce if-then kuralını düşünmüştür. Halka ve askerlere zarar gelmeyeceğinden emin olduktan sonra yayınlamayı kabul ettiği için teleolojik davranmıştır.

Gazetecilikte, haber oluşturulması için bilgi alma ve verme işlemlerinin oluşması gerekir. Gazeteciler, izleyicilerine haberleri ulaştırırlar, kendileri de haber alırlar. Bu şekilde hem haber toplama hem de haber verme süreçlerini gerçekleştirmiş olurlar. Gazeteciliğin temelinde haberleşme süreci yer almaktadır. Haberleşme, insanlar arası ilişkilerin de temelidir ve bilgi alma ve vermeye dayanır (Tokgöz, 1981: 17). Basın Meslek İlkelerinden, “Gazeteci, ulusal ve uluslararası politikalar hakkında yayın yaparken öncelikle halkın haber alma hakkı, mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi ölçütlerini göz önünde bulundurur” şeklinde bir madde yer almaktadır (URL-1). Filmde yayıncı Kay, gazetenin misyonunun olağanüstü haber toplama olduğunu vurgular. Ona göre gazete kendini özgür basına adamalıdır. Çünkü Kay, basın özgürlüğünün her şeyin üstünde olduğuna inanmaktadır. Ben, bunun tarihi bir karar olduğunu, belgeleri basmazlarsa her şeyi kaybedeceklerini vurgular. Ben’e göre, “Basma hakkını korumanın yegâne yolu basmaktır”. Belgeleri yayınlama konusunda iki karakterin etik ikilem yaşadığı gözlemlenmektedir. Bu ikilem film boyunca gazeteciler arasında yaşanmaktadır. Yaşanan ve örnek verilen olaylarda gazeteciler basın özgürlüğü ve özgürlükçü demokrasi ölçütlerine dikkat ettikleri için deontolojik davranmışlardır ve Basın Meslek İlkesine uygun hareket etmişlerdir. Fakat durumun sonucunu da düşündükleri ve bunu analiz ettikleri için diyaloglarda teleolojik yaklaşım da söz konusudur.

Basın Meslek İlkesinde, “Gazeteci, kaynağını bilmediği bilgi ve haberleri yayınlamaz; kaynak açık olmadığında, yayınlamaya karar verdiği durumlarda da kamuoyuna gerekli uyarılarda bulunur” maddesi yer almaktadır. Filmde, gazeteciler belgelerin kaynağını bulmaya çalışırlar. Bulduktan sonra kaynağı açıklamak istemezler. Kaynak Times gazetesinin kaynağıyla aynı olduğu için suç sayılmaktadır. Bu durumda yayıncı ve editörün mahkeme tarafından itaatsizlikle suçlanıp hapse girme ihtimali vardır. Gizli belgeleri yayınladıkları ve sadece 10 saatlik vakitleri olduğu için bu ilke ihlal edilmiştir. Kaynağın kim olduğunu birkaç kişiden başka kimse bilmemektedir. Bu olayda gazeteciler haberin kaynağını vermeyi tehdit unsuru olarak gördüğü için teleolojik davranmışlardır. Kaynağın hayatını riske atmamak için bir muhasebe içine girmiş ve kaynağın kimliğini ifşa etmekten çekinmişlerdir. Bir başka ilkeye göre; “Gazeteci, bilgiye erişim faaliyeti sırasında ve sosyal medyada kimlik gizleme gibi yanıltıcı yöntemler kullanamaz” (URL-1). Filmde The Post, Times gazetesinin 3 aydır yaptığı Vietnam haberlerini takip etmektedir. Bir süre Times bu haberlere ara verince farklı bir durumun oluştuğunu fark ederler. Daha sonra New York Times savaşla ilgili gizli belgeleri açıklar. Kazanılmayacağını bildiği halde savaşın sürdürüldüğü, askerler için gerekli önlemlerin alınmadığı, sonucu öngördükleri halde Vietnam’da kalındığı gibi gerçekler ortaya çıkar. Bunun üzerine Ben, New York Times’a bilgi alması için gizlice The Post çalışanını gönderir. Haber alma hakkından bahsedilmesine bu hak ihlal edilmiştir. Çünkü gizlice Times’a giden eleman kendisini postacı olarak tanıtır ve oradan bilgi edinir. Bu olayda, Basın Meslek İlkesi ihlal edilmiştir. Deontolojik davranılması gereken bir durumda gazeteciler kendi çıkarları için teleolojik bir davranışta bulunmuştur.

Diğer bir ilkeye göre; “Gazeteci, mağdurun, güçsüzün, yoksulun, ötekileştirilenin ve sesini duyuramayanların sesi olmakla yükümlüdür” (URL-1). Film boyunca askerlerin ve asker ailelerinin mağduriyetleri ve savaşın bitmesini istedikleri dile getirilmektedir. Savunma Bakanlığı, The Post gazetesini arayıp yayını durdurmaları gerektiğini bildirir. Kay, şirketi nakit sıkıntısı çekmesine rağmen gazetecilik görevini yerine getirerek halkın sesini duyurma kararı alır. Filmde, gazeteciliğin bu şekilde davranmak olduğu vurgulanır. The Post gazetesi haberi yayınladıktan sonra diğer bütün gazeteler de manşette aynı haberi yayınlar. Böylece gazetecilik görevi yerine getirilmiş, basın özgürlüğü sağlanmış ve basın halkın sesi olmayı başarmıştır. Bu olayda deontolojik olan halkın sesi olma ilkesi yerine getirilmiştir. Ayrıca gazetecilerin The Post gazetesine destek vermesi ve hükümetten korkmamaları, halkın çıkarlarını düşünerek hareket ettiklerini göstermektedir. Lowa Üniversitesi profesörü Hanno Hart, haberin değişiminin 1900’larla başladığını belirtir. Hart’a göre, haber, patronların ve iş dünyasında etkili olan ticari sınıfın çıkarlarına hizmet ederek halktan kopmuştur (Peksevgen, 2016: 597). Bu filmde herhangi bir gücün çıkarıyla değil halkın sesi olma isteğiyle hareket edilmiştir. Basın Meslek İlkesine göre, “Gazeteci; milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, cinsel kimlik, cinsel yönelim, dil, din, mezhep, inanç, inançsızlık, sınıf, dünya görüşü ayrımcılığı yapmadan tüm uluslar, halklar ve bireylerin haklarını tanır, saygı gösterir” (URL-1). Filmde yer alan, “Basın yönetenlere değil yönetilenlere hizmet eder” cümlesi, basının halkın hakkını korumakla yükümlü olduğu ve halkı korurken güçlü güçsüz, zengin fakir gibi ayrımlar yapmadan hareket etmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Filmde, 30 yıllık ABD tarihinde Başkanların savaşı körüklemek ve devam ettirmek için yaptıkları faaliyetler gizli belgelerle açığa çıkmaktadır. Nixon Yönetimi savaşı kaybeden yönetim olmak istemediği için Times ve The Post gazetesine baskı uygulamaktadır. Times’a verilen tedbir kararına rağmen The Post gazetesinin bireylerin haklarını korumak için yönetilenlerin yanında yer alması, bu ilkeye bağlı kaldıklarını göstermektedir. Söz konusu ilke evrensel bir ilkedir ve deontolojiktir. Filmde basın, gazeteler ve gazeteciler bu ilkeye bağlı kalmakta ve gazetecilik etiğine uygun davranmaktadır. Çünkü gazetecilik etiği, gazetecilerin artan baskılar karşısında mesleklerini ve kendilerini korumak ve okurun güvenini kazanmak amacıyla uymaya söz verdikleri kurallardır. Gazeteci, haberini hazırlarken kendi serbest tercihleriyle, bu etik ilkeler doğrultusunda karar vermelidir (Dolgunyürek, 2021: 214).

Basın Meslek İlkesinde yer alan “Gazeteci hangi konuda olursa olsun, elde ettiği bilgi ve belgeleri kendi yararına kullanamaz” ilkesine göre, gazeteci elde ettiği bilgileri kendi menfaati için kullanamaz. Kay, şirketi zor durumda olmasına rağmen, askerlere yüzde yüz zarar gelmeyeceğinden emin olduktan sonra belgeleri yayınlama kararı verir. Kendi çıkarını değil, halkı ve basın özgürlüğünü düşünür. Editör Ben de mahkeme tarafından suçlanabileceklerini bildikleri halde kamu yararına göre hareket etmeyi tercih eder. Filmde bu Basın Meslek İlkesine sadık kalınmıştır. Basın ve gazeteciler zor durumda olmalarına rağmen başlarına gelecek şeyleri değil kamuyu bilgilendirmeyi seçtikleri için teleolojik davranılmıştır. Çünkü ilkeyi yerine getirdikten sonra sonuçlarına katlanmayı göze almışlardır. Bir hesaplama yaptıkları için bu durum teleolojiktir.

Basın Meslek İlkesine göre, “Gazeteci; insanlar, uluslar ve topluluklar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır” (URL-1). Editör Ben, belgeleri yayınlamadan önce hukukçulara ulusal güvenliği tehdit eden bir unsurun olup olmadığını sorar ve bundan emin olmak ister. Çünkü gazetecinin görevi nefret söylemi yaratacak ve ulusal güvenliği tehdit edecek haber yapmaktan kaçınmaktır. Filmde bu durumla ilgili deontolojik bir yaklaşım benimsenmiştir. Basın Meslek İlkesine göre, “Gazeteci; başta barış, demokrasi, hukukun üstünlüğü laiklik ve insan hakları olmak üzere; insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur” (URL-1). Filmde mahkeme sonucunda, mahkeme Yüce Divan kararıyla 6’ya 3 oyla gazeteler lehine karar verir. Yargıcın kararına göre, “Basın yönetenlere değil, yönetilenlere hizmet etmelidir”. Mahkeme kararı sonrasında, Başbakan yaptığı bir telefon konuşmasında The Post gazetesinin muhabir ve fotoğrafçılarının beyaz saraya girmemesini emreder. Burada etik ihlal söz konusudur. Başbakan gücünü kullanarak gazetenin basın özgürlüğünü kısıtlamaya çalışmaktadır. Fakat buna rağmen filmin son sahnesinde yine bir gazeteci beyaz saraya gizlice girip bilgi edinmeye çalışmaktadır. Çünkü Basın Meslek İlkelerine göre, gazetecilerin bilgi edinme ve yayın hakkını kimse elinden alamaz ve kimse basın özgürlüğünü kısıtlayamaz. Barış isteği, insan haklarını savunma ve halkın sesi olma evrensel etik değerlerdir. Bu filmde Basın Meslek İlkesine göre davranılmış ve deontolojik bir yaklaşımda bulunulmuştur. Diğer mesleklerde olduğu gibi medya alanında da mesleki etik ve ahlak kuralları vardır. Etik, sözlü ve yazılı bir güven mesajı olarak görülür. Medya, tüm dünyayı etkileyebilecek bir güç haline geldiği için kendi içerisinde özdenetim sağlamalıdır. Güvenilir olmak için medyanın etik kimliğini koruması önemlidir. Gazeteci, toplumun bireylere karşı sorumluluklarını unutmamalı ve elinde bulundurduğu gücün farkında olmalıdır (Özgen, 2006: 58).

Bu çalışmada gazetecilerin yaşadıkları sorunlar ve etik ikilemler The Post filminden örnekler verilerek ele alınmıştır. Filmde yer alan durum ve olaylar, Basın Meslek İlkelerine göre değerlendirilmiş ve deontolojik ya da teleolojik bir bakış açısı olup olmadığı örneklerle ortaya konulmuştur.

 

Nagima DZHAMANGULOVA

 

Kaynakça

Atila, N. (2019) 24. DÖNEM MİLLETVEKİLLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA YÜKSEK LİSANS TEZİ GAZETECİLİK ANABİLİM DALI GAZETECİLİK BİLİM DALI GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ s. 26.

Emel, ARIK., & AKGÜN, H. (2019). Türk Sinemasında Gazeteci Kimliğinin Temsili. Türkiye İletişim Araştırmaları Dergisi, (34), 196-220.

Erimli, B. (2014). Gazetecilik Meslek İlkelerinin uygulanmasını engelleyen unsurlar ve çözüm önerileri. İnsan ve İnsan, 1(1), 23-34.

DOLGUNYÜREK, D. Ö. (2021). İNTERNET GAZETECİLİĞİNDE ORTAYA ÇIKAN İHLÂLLERİN ÖNLENMESİ İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE İNTERNET GAZETECİLERİNİN HAKLARI. Sinop Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2(1), 205-234.

Limor, Y. H. (2006). Gazetecilik ve Ek İş: Uluslararası 242 Etik İlkenin Karşılaştırılması. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, 23, 151-160.

ÖZIRMAK, M., & BÜYÜKBAYKAL, G. N. (2021). Türk Medyasında Etik Kavramı Üzerinden Yurttaş Gazeteciliğinin Değerlendirilmesi. Uluslararası Kültürel ve Sosyal Araştırmalar Dergisi (UKSAD), 7(1), 112-126.

Özgen, M. (1996). Etik Değerler Açısından Gazeteci Kimdir?. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Derg, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

Peksevgen, B. S. (2016). Global dünyada değişen basın ve gazetecilik. Global Media Journal TR Edition, 6(12), 597.

Tokgöz, O. (1981). Temel gazetecilik. Ankara: S.B.F Basın ve Yayın Yüksek Okulu Basımevi.

 

 

Hakkında Sophos Akademi

Sophos Akademi, bir popüler bilim ve teknoloji sitesidir. Yaşama bilgelik katmayı amaçlar. Konuk yazarların makaleleri veya sitenin haberleri bu avatar ile yayınlanmaktadır.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Dijital Etik Çalışmaları

Algoritmalarınızın nasıl çalıştığını biliyor musunuz? Verileri doğru şekilde kullanıyor musunuz? Kullanıcılarınızı dijital olarak manipüle ediyor …

Uğur Dündar vs. Bezmenler Vakası: Basın Etiği Ne Durumda?

Basın etiği ilkelerini tartışmalı bir habercilik üzerinden incelemek oldukça verimli sonuçlar doğurur. Uğur Dündar vs. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.