Şevki Işıklı II 30 Mart 2025
Bugün, davasından vazgeçmediği için öldürülenlerin dini statüsü üzerine bir düşünce deneyi yapalım. Tarih boyunca bazı insanlar, uğruna yaşadıkları dava için canlarını verdiler. Onlara bazen kahraman, bazen isyancı, bazen de peygamber dedik. Fakat şu soru hâlâ cevaplanmış değildir:
- Davası uğruna ölmek, bir insanı gerçekten kutsal yapar mı?
Bu sorunun en sarsıcı örneklerinden biri, 500’lü yıllarda, Sasani topraklarında ortaya çıkan, bir halk filozofu, bir eşitlik savaşçısı, bir inanç devrimcisi olan Mazdak’tır.
Ateşi, Barış İçin Yakmaya Cesaret Eden Adam: Mazdak
Mazdak, tüm bilglerin yaptığı eylemi ile söylemi birbirine uygundu; yalnızca sözleriyle değil, hayat tarzıyla da eşitlik inancının ete kemiğe bürünmüş haliydi. İktidar sarayının tam ortasında, zenginliğin ve sefahatin sosyal sistemi mahvettiği, gözleri kör ettiği bir düzende, “Adalet yoksa iman da yoktur!” diyordu.
Mazdak, krala kafa tutmakla kalmadı, krala bir “vicdan” sunmaya da çalıştı. Onun çağrısı, sadece zenginlerden değil, halkın kendi içindeki bencilliklerden de kurtuluş çağrısıydı.
Adaletin Hatırı İçin Saraya Sırtını Döndü
İlk başlarda Sasani Hükümdarı Kavus tarafından desteklenen Mazdak, bir süre sonra çıkar çevrelerinin baskısıyla düşman ilan edildi. Fakat o geri adım atmadı. Saray, çıkarları için Mazdak’ın fikirlerinden dönmesini istediğinde şöyle cevap verdi: “İnsanlar, doğruluğu bir gün değil, bir ömür yaşamalı.” Bu söz, onun sadece inançlı bir düşünür değil, davasına adanmış bir yiğit, sosyal ve fiziki riskleri göğüslemeye hazır biri olduğunu da gösterir.
Sonunda Bir Peygamber Gibi Öldürüldü
Kral I. Hüsrev, görünüşte “Mazdekîlerle fikir alışverişi” yapmak istediği gerekçesiyle Mazdak ve yandaşlarını kraliyet sarayına davet etmişti. Ancak bu bir tuzaktı: Toplanan Mazdekîler, önceden hazırlanmış büyük bir çukura veya hendeğe atıldılar, ya yakılarak ya da gömülerek öldürüldüler. Bu olay, yakılarak öldüren kişilerden farklı olarak diri diri yok edilen bir inanç grubunun başına gelmiş en dramatik sahnelerden biridir.
Mazdak ve Ashab-ı Uhdûd: Aynı Ateşin İki Anlatısı mı?
Şöyle ki: Mazdak, toplumu adalete çağırdı. Serveti eşit dağıttı. Kadınlara hak tanıdı. Kan dökmeyi reddetti. Ve sonunda da bu inancı uğruna canını verdi. Bu yönleriyle birçok peygamberin tarihsel misyonuyla örtüşdüğü bir gerçektir. Kuran’daki ifadelerden biri aynen şöyledir:
- “Hendek sahipleri (Ashab-ı Uhdûd) kahroldular. Alevli ateşle dolu çukurların başında oturmuşlardı. Müminlere sırf Allah’a inandıkları için işkence ediyorlardı” (Burûc 85:4-8).
Kur’an’daki bu Ashab-ı Uhdûd kıssası genellikle, Hz Muhammed’ten yaklaşık 50 yıl önce, 523 yılındaki Yemen’deki Hristiyanlara zulmeden Yahudi Himyer hükümdarı Zû Nuvâs ile ilişkilendirilir. Mazdekî katliamı ise MS 528 civarında gerçekleşmişti. Yani zaman olarak birbirine çok yakınlar! Bu da şu soruyu gündeme getirir:
- Acaba Kur’an’da anlatılan “Ashab-ı Uhdûd”, tek bir tarihi olaya değil, o çağda tekrar eden benzer zulümlere dair sembolik bir anlatım olabilir mi?
Muhtemelen tek bir büyük “ateşli hendek katliamı yaşandı ve bu trajedinin büyüklüğü yüzünden farklı coğrafyalarda, farklı isimler ve nedenlerle yeniden hatırlanıyor! Bence bu, tek bir büyük katliamın farklı bakış açılarıyla ikiye bölünmüş anlatısından başka bir şey değil.
- Davasından vazgeçmeyenler, sadece kurbanlar mı yoksa kutsal kişiler mi?
14 cinayeti bir çırpıda sıralayabiliriz:
- Sokrates, düşüncelerinden vazgeçmediği için baldıran zehri içti.
- Hallâc-ı Mansûr, “Enel Hak” dediği için asıldı.
- Joan of Arc, Tanrı’nın sesiyle savaştığını söylediği için yakıldı.
- Mazdak, adaleti savunduğu için kazığa oturtulup yakılarak öldürüldü
- Giordano Bruno – Kozmolojik fikirleri nedeniyle Engizisyon tarafından yakıldı.
- Hypatia – Pagan filozof olduğu ve bilim öğrettiği için linç edilerek öldürüldü. – Thomas More – Vicdan özgürlüğü nedeniyle kafası kesildi.
- Jan Hus – Dini reform çağrısı yaptığı için yakılarak öldürüldü.
- Che Guevara – Sosyalist devrim savunusu nedeniyle infaz edildi.
- Malcolm X – Irkçılığa karşı direnişi ve özgürlük mücadelesi nedeniyle suikasta uğradı.
- Martin Luther King Jr. Irk eşitliği ve barışçıl direniş savunusu nedeniyle öldürüldü.
- İmam Hüseyin – Adalet ve hilafet mücadelesi uğruna Kerbela’da şehit edildi.
- Seyyid Kutub – İslami düşüncelerinden dolayı Mısır’da idam edildi.
- Ken Saro-Wiwa – Nijerya’da çevre hakları savunuculuğu nedeniyle idam edildi.
Tarih, sadece hayatta kalanların değil, hakkında ölüm kararı verilse bile doğrularından vazgeçmeyenlerin de tarihidir.
Mazdak Peygamber Olmasa da …
“Onlardan sana kıssalarını anlattık, bazılarının da kıssalarını anlatmadık” (Gâfir 40:78) diyen Kuran’da Mazdak olmasaydı bile onun gibi birini anlatan bir ayet olurdu:
- “Onlar, doğruluk yolunda yürüdüler. Onlar yalanlayanlara rağmen, sözlerinden dönmediler” (Bkz. En’âm 6/34).
Ölümüyle birlikte Mazdak sustu, ama onun “hakkaniyeli yaşam” ideali yaşamaya devam etti. Belki bir gün, hakikatin ulaşma duygusunun verdiği cesaretle ateşte yanmayı göze alanları yalnızca tarih kitaplarında değil, vicdanlarımızda da yaşatırız.