Depresyon tek bir nedene bağlı değildir. Kimi insan bastırdığı öfkeyi kendine yöneltir, kimi doyurulamayan sevgi ihtiyacıyla çöker, kimi de benlik duygusundaki kırılma ya da yüksek beklentilerin yıkımıyla sarsılır. Psikanaliz, depresyonun bu farklı yollarını anlamamıza yardımcı olan zengin bir rehber sunar. Bu yazıda depresyonun dört temel gelişim biçimine kısaca bakıyoruz.
Uzm. Psk. Metin Yetim yazdı.
Depresyona yol açabilecek farklı “yollar”dan bahsedebiliriz. Psikanalistler temel olarak depresyonun gelişimi konusunda aşağıdaki modelleri ayırt ederler:
1) Superego veya Suçluluk Depresyonu
Depresif insanlar yakın ve güvenilir ilişkilere çok bağımlıdırlar. Bu ilişkiler varoluşsal açıdan çok önemli olduğu için, hiçbir şeyin onları bozmaması gerekir. Depresif hastalar saldırganlık, öfke ve kızgınlık gibi duyguları bastırmaları gerektiğine inanırlar. Görünüşte “kötü” tüm dürtüleri bastırır ve dışarıya karşı çok nazik, dostça ve uyumlu davranır. Bu “kötü” duyguları gösteremeyeceğine inandığı için, depresif kişi saldırganlığını kendine yöneltir. Kendini suçlama ve suçluluk duygusu, süperego depresyonunun başlıca özellikleridir. Aslında öfkenin yöneldiği kişi (örneğin, ihmalkar ebeveyn), tamamen iyi olarak değerlendirilirken kötü ve hor görülmesi gereken kişi, bu kötü duyguları hisseden depresif kişidir. Kendisine yönelttiği suçlamalar ve ithamlar, aslında kendisini hayal kırıklığına uğratan ve terk eden diğer kişiye yöneltilen suçlamalardır.
2) Bağımlılık Depresyonu
Bu tür depresyonun tipik özelliği, hastaların aşırı derecede sevgi, ilgi ve şefkat ihtiyacı duymalarıdır. Aile üyeleri ve arkadaşlar genellikle ne yaparlarsa yapsınlar bunun yeterli olmadığını hissederler.
Bağımlı depresifler iki gruba ayrılır:
- Pasif olanlar tamamen bir başkasına bağımlı hale gelir, yapışkan ve talepkardır.
- Bağımsız olanlar ise durumu tersine çevirir, kendilerinin diğer insanlara ihtiyacı olmadığını, aksine diğer insanların kendilerine ihtiyacı olduğunu gösterir. Kendilerini diğerleri için vazgeçilmez hale getirirler. Psikanaliz burada, “altruistik devretme”den bahseder: Başkalarından sevgi görmezsem, onlara istediğim şeyi veririm.
Bağımlı depresif insanlar genellikle yardım mesleklerinde bulunurlar.
3) Benlik Depresyonu
Yaşamları boyunca önemli olayları kontrol edemediklerini ve önemli ilişkileri aktif olarak şekillendiremediklerini sık sık deneyimleyen bu kişiler, akut depresyonlarda (örneğin fiziksel hastalıkların bir sonucu olarak) büyük bir çaresizlikle tepki verirler. Kendilerini savunmasız hissederler ve mevcut durumu genelleştirirler. Eskiden sahip oldukları yetenek ve becerileri kaybetme duygusu, utanç duygusuna ve özgüvenin büyük ölçüde yitirilmesine yol açar.
4) Narsistik Depresyon
Narsistik depresiflerde değersizlik duygusu hakimdir: “Ben bir hiçim. Hiçbir şeyde başarılı olamıyorum. Kimse beni sevmiyor.” Bu duygunun kökeninde kendini abartma, büyüklük duygusu ve aşırı beklentiler yatmaktadır. Narsistik depresif kişiler kendilerini ve başkalarını idealize ederler ve yüksek beklentileri gerçekçi olmadığı ortaya çıktığında depresif tepki verirler. Kendileri ve başkaları hakkındaki ideal imaj ile yaşadıkları gerçeklik arasındaki derin uçurum, sürekli hayal kırıklıklarına ve depresyona yol açar.
Kaynak
Herbert Will: Ambulante psychoanalytische Behandlungen depressiver Störungen. Psychotherapie im Dialog, 4/2001

