Giderek artan sayıda insan, özellikle de gençler, alışveriş bağımlılığı riski altındadır. İhtiyaçları olmayan şeyleri kontrolsüz bir şekilde satın alırlar, giderek daha pahalı ürünler satın alırlar ve maddi imkanları tükendiğinde yoksunluk belirtileri gösterirler. Bu eğilime karşı koymak için ebeveynler, çocuklarına erken yaşlardan itibaren tüketim becerileri öğretmeye başlamalıdır.
Metin Yetim yazdı.
Soru: Birçok insan bunu bilir: Bir anlık hevesle, aslında hiç ihtiyaç duymadıkları bir şeyi satın alırlar. Ara sıra yapılan ve hayal kırıklığına sebep olan alışveriş bağımlılığın bir uyarı işareti midir?
Cevap: Hayır. Herkes, iş hayatında veya özel hayatında yaşadığı sıkıntılar ve diğer çeşitli nedenlerle, moralini düzeltmek için bir şeyler satın almak istediği anları yaşamıştır. Bu tamamen normaldir. Tüketimi şeytanlaştırmamak gerekir.
Soru: Ara sıra yapılan sinir bozucu alışverişler ile alışveriş bağımlılığı arasındaki sınır nerededir?
Cevap: Alışveriş, hayatın merkezi haline geldiğinde durum kritik hale gelir. Alışveriş bağımlılığından ancak, klasik olarak teşhis için başvurulan açık kriterler yerine getirildiğinde söz edilebilir. Bu durumda, ilgili kişi “karşı konulamaz bir dürtü” hissetmelidir. Bu özellik, alışveriş bağımlılarının “bir şey satın almak zorunda olduklarını” ve “buna karşı koyamadıklarını” ifade ettiklerinde de görülür. Yaşanan ‘’kontrol kaybı’’, tanıda ikinci önemli noktadır: Bu kişiler davranışlarını artık kontrol edemezler. Bir şey satın alma dürtüsü, kişinin kendi iradesinden daha güçlüdür. Üçüncü unsur, giderek daha fazla ve genellikle daha pahalı ürünlerin satın alınmasıyla somut olarak ortaya çıkar – “doz” artırılmalıdır. Son kriter, diğer bağımlılık türlerinde de gördüğümüz ‘’yoksunluk’’ belirtileridir. Ancak bu dört kriter karşılandığında, klinik anlamda bağımlılık davranışından söz edilebilir.
Soru: Alışveriş bağımlısı bir kişi “yoksunluk” durumunda ne olur?
Cevap: Mali durumları daha fazla alışveriş yapmaya izin vermediğinde, birçok kişi büyük bir gerginlik, kaygı ve diğer psikosomatik tepkiler gösterir.
Soru: Alışveriş yapmak gerçekten ruh haline iyi gelir mi?
Cevap: Evet, ancak çok kısa süreli olarak. Alışveriş genellikle, stresli durumlar, hoş olmayan deneyimler ve duygularla başlar. Bu tür durumlarda, alışveriş bağımlıları kısa süreli bir tatmin yaşamak için bir mağazaya veya butiğe gitme eğilimindedir. İşte bu da alışverişin cazibesi: Alışveriş yaparak olumsuz duygusal durumlar nispeten kolay bir şekilde aşılabilir. Kişi bir şeyi telafi etmeye çalışır, ardından satın alma yoluyla telafiyi yaşar ve bu da ona övgü ve ilgi gördüğü için coşku verir. Dolayısıyla satın alma davranışı bir “ödül” olarak algılanır. Olumlu deneyimlerle ilişkilendirilir ve böylece bu davranış “güçlendirilir”. Öte yandan, borç gibi olumsuz sonuçlar ancak daha sonra yaşanır.
Soru: Bağımlılık oluşturan şey, satın alınan ürün mü?
Cevap: Bağımlılık oluşturan şey, satın alma eyleminin kendisidir. Alışveriş bağımlılarının asla kullanmayacakları ürünleri satın aldıkları sık sık gözlemlenmiştir. Bazıları ambalajından bile çıkarılmadan bir köşede unutulur gider. Burada önemli olan ürünlerin, malların kullanımı veya tüketimi değil, öncelikle satın alma eyleminin tatmin veya telafi sağlamasıdır.
Soru: Satın almakla tam olarak ne telafi edilir?
Cevap: Muhtemelen “Her bağımlılığın arkasında bir özlem vardır” tezini biliyorsunuzdur. Genellikle düşük özgüven telafi edilir. Birçoğu kendileri için ve sosyal çevreleri tarafından takdir edilmeyi arzular. Bunun için tüketim, satın alma çok pratik bir araçtır.
Alışveriş bağımlılığını gösteren özellikler:
- Bir şeyi sadece ucuz olduğu için satın almak
- Rahatlamak için alışveriş yapmak
- Sırf canı istediği için sık sık bir şeyler satın almak
- Bir şeyi satın almaya iten bir hisse kapılmak
- Sık sık kullanmayacağı şeyler satın almak
- Belirli bir şeyi mutlaka sahip olmak zorunda olduğunu hissetmek
- Aslında karşılayamayacağı/bütçesini aşan şeyler satın almak
- Çarşıda ve alışveriş merkezlerinde bir şeyler satın alma konusunda güçlü bir istek duymak
- Satın aldıktan sonra bunun gerçekten önemli olup olmadığını sorgulamak
- Bir şey satın aldıktan sonra kendini sorgulamak ve vicdan azabı duymak
- Yeni aldığın şeyleri başkalarından saklamak
Soru: Bu durum, toplumumuzun alışveriş bağımlılığını teşvik ettiği anlamına mı geliyor?
Cevap: Alışveriş, tüketim toplumumuzda çok önemli bir yere sahiptir. Çoğu durumda, alışveriş bağımlılarının başka bağımlılıkları ya da psikolojik sorunları vardır: örneğin kumar veya madde bağımlılığı ile bulimia ve anoreksi gibi patolojik yeme bozuklukları. Toplumumuzda sigara içme veya alkol gibi belirli bağımlılık türlerinin sağlıksal nedenlerle sosyal olarak şiddetle kınandığını unutmamalıyız. Buna karşılık, alışveriş yapmak neredeyse bir “vatandaşlık görevi” haline gelmiştir. Genellikle tüketim ve alışveriş, “kendine bir şeyler alabilen” veya “bir şeyler başarmış” anlamında sosyal kabul ile ödüllendirilir. Ve belirli imkanlarda tüketimi çok kolaylaştırmaktadır: örneğin kredi alma imkanı veya modern ödeme sistemleri ve müşteri kartları. Bugün, insanların kredi kartıyla alışveriş yaptıklarında, nakit ödeme yaptıklarına kıyasla tüketim alışkanlıklarını kontrol etmekte daha büyük sorun yaşadıklarını biliyoruz.

Soru: Toplumsal koşulların yanı sıra, alışveriş bağımlılığı davranışının başka nedenleri de var mı?
Cevap: Aile evinde ve sosyal çevrede maddi değerlerin aşırı vurgulanması bu davranışta önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle, gençlerin özerkliğini teşvik etmek bu gelişmeye karşı koymanın bir yoludur. Bu, sadece “tüketime meraklı” gençleri işaret etmekle kalmayıp, yetişkinler olarak kendi davranışlarımızıda sorgulamamızı gerektirir. Tüketim ve satın alma sadece günümüzün bir fenomeni değildir, satın alma ve tüketim tarihte her zaman var olmuştur. Ve bu, sosyal kabul ve kendi kimliğini bulma arzusu gibi temel insani ihtiyaçların karşılanmasına da her zaman hizmet etmiştir – ancak son yıllarda satın almanın bu işlevi ağır basmaya başlamıştır. Sonuçta, hiç kimse mesela ‘’Apple geni’’ veya ‘’Coca-Cola geni’’ ile doğmaz. Bu ve benzeri markaları tüketmek genetik bir yatkınlık değildir. Belirli ürünlerin veya markaların önemi, sosyalleşmemizin bir sonucudur, böylelikle anlam yüklenir.Soru: Ebeveynler çocuklarına tüketim becerilerini öğretmek için ne yapabilirler?
Cevap: Ebeveynler kendi tüketim davranışlarını eleştirel bir gözle değerlendirmelidir: Neye göre hareket ediyorum? Çoğunlukla maddi değerlere mi? Gerçekten her zaman en yeni teknolojik ekipmana ihtiyacımız var mı, yoksa bunun yerine kano turuna çıkmak veya çocuklarla piknik yapmayı tercih etsek daha mı iyi olur? Aileye zaman ayırmak çok daha önemli değil mi? Kendi aktif ve üretken eylemlerimiz, hızlıca bir şey tüketmekten daha zor olsa da. Ebeveynlerin yanı sıra, özellikle okullar ve şirketler de bu konuda sorumluluk sahibidir. Son yıllarda şirketlerin çocukları ve gençleri tüketici olarak giderek daha fazla hedef alması anlaşılabilir bir durumdur, çünkü 6 ila 19 yaş arasındaki gençlerin satın alma gücü örneğin Almanya’da 20 milyar avronun üzerindedir – bu, Slovenya veya Bulgaristan gibi ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılasına eşittir. Yine de şirketler, reklam stratejilerinin toplumsal sorumluluklarıyla uyumlu olup olmadığını sorgulamalıdır.

Soru: Alışveriş bağımlılığı kadınlara özgü bir bağımlılık mıdır?
Cevap: Kadınlar gerçekten de bu bağımlılıktan daha fazla ve daha sık etkileniyor gibi görünüyor. Ancak, ailede alışverişi genellikle kadınların yaptığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Cinsiyetler arasında önemli bir fark, hangi ürünlerin tercih edilerek satın alındığıdır. Alışveriş bağımlılığı konusunda kadınlar daha çok giysi, ayakkabı, kozmetik ve gıda ürünlerini tercih ederken, erkekler daha çok teknik cihazlar ve spor malzemeleri satın almaktadır.
Alışveriş bağımlılığına karşı ne yapılabilir?
Hohenheim Araştırma Grubu, kısa vadede alışveriş dürtüsünü frenlemek için bir dizi acil önlem önermektedir:
- Kredi kartı sayısını kesinlikle sınırlayın.
- Mümkün olduğunca kart yerine nakit ödeme yapın.
- Sezonluk yüksek tüketim (Bayram öncesi) ve indirim (Black friday) dönemlerinde çarşılardan, mağazalardan ve internetten uzak durun.
- Kendi kendinizi gözlemleyerek, hangi uyaranlara ve durumlara alışverişle tepki verdiğinizi belirleyin ve bunlardan kaçının.
- Zaten sahip olduğunuz eşyaların bir listesini oluşturun. Böylece zaten yeterince veya fazlasıyla sahip olduğunuz şeylerin bilincine varın ve tekrar almanın önüne geçin.
- Bir deftere veya cep telefonunda ilgili aplikasyona düzenli olarak neye ne kadar para harcadığınızı not edin.
*** Bu ilk yardım stratejileri size yardımcı olmazsa, bir danışma merkezi veya psikoterapistle iletişime geçmeniz önerilir.
İstifade edilen kaynaklar
- M. Neuner, G. Raab, I. Reisch: Compulsive buying in maturing consumer societies: An empirical re-inquiry. Journal of Economic Psychology, Bd. 26, 2005, S. 5009-522.
- H. Peters, G. Raab (Hg.): Bank und Jugend im Dialog: Ein Handbuch für Banken, Sparkassen, Schulen, Schuldner- und Verbraucherberatungsstellen. Athena, Oberhausen 2004.
- G. Raab, M. Neuner, I. Reisch, G. Scherhorn: Screeningverfahren zur Erhebung von kompensatorischem und süchtigem Kaufverhalten (SKSK). Hogrefe, Göttingen 2005.
- G. Raab, F. Unger: Marktpsychologie. Gabler, Wiesbaden 2005.

