Kontrolsüz öfke bir karakter özelliği mi, yoksa tıbbi bir durum mu?
Aniden parlayan ve sonrasında derin bir pişmanlık getiren öfke patlamaları, her zaman sadece “asabiyetle” açıklanabilir mi? Bilimin “Aralıklı Öfke Kontrol Kaybı Bozukluğu” olarak tanımladığı patolojik öfke, günlük stresin çok ötesinde biyolojik ve psikolojik süreçleri barındırıyor. Kalp çarpıntısından kas gerginliğine kadar vücudun verdiği fiziksel sinyallerden, bu durumun sosyal ve finansal etkilerine kadar geniş bir yelpazeyi ele alan bu inceleme, kontrol dışı saldırganlık dürtülerinin arkasındaki mekanizmayı ve bu bozukluğun kronik sinirlilik halinden farklarını mercek altına alıyor.
Uzm. Psk. Metin Yetim yazdı.
ICD-11’e göre aralıklı öfke kontrol kaybı bozukluğuna (episodic dyscontrol syndrome) sahip kişiler, bastıramadıkları veya uygun şekilde kontrol edemedikleri tekrarlayan saldırgan dürtüler yaşarlar. Bu durum, sözlü veya fiziksel olarak saldırgan davrandıkları kısa süreli atakların tekrar tekrar yaşanmasına neden olur. Bu ataklar sırasında insanlar veya hayvanlar yaralanabilir ya da nesneler tahrip edilebilir, ancak bu her zaman böyle olmak zorunda değildir. Saldırgan davranış planlı değildir ve para kazanmak ya da güç gösterisi yapmak gibi herhangi bir amaca veya uzun vadeli hedefe hizmet etmez. Saldırgan öfke patlaması, tetikleyiciye – örneğin sözlü bir provokasyon veya strese neden olan bir olay – oranla çok şiddetlidir.
Aralıklı öfke kontrol bozukluğu olan kişiler, örneğin sözlü olarak saldırganlaşır, eşyaları tahrip eder, diğer insanlara fiziksel olarak saldırır veya trafikte öfkeye kapılma eğilimindedir. Saldırgan dürtüler kendilerine yönelebilir ve kendilerine zarar verebilir veya intihar girişiminde bulunabilirler.
Saldırganlık nöbetinden hemen önce ve sırasında, genellikle kalp çarpıntısı, kas gerginliği veya baş ya da göğüste baskı hissi gibi artan gerginliğin fiziksel belirtilerini yaşarlar. Nöbetin hemen ardından sıklıkla utanç veya suçluluk duyguları hissederler.
Agresif dürtüler ve davranışlar o kadar belirgindir ki, kişi bundan açıkça acı çeker ve çeşitli yaşam alanlarında belirgin bir bozulma meydana gelir. Bu nedenle, öfke patlamaları genellikle diğer insanlarla olan ilişkilerde, mali alanda veya cezai sonuçlar yoluyla olumsuz sonuçlar doğurur. Bu, etkilenen kişiler için çok zorlayıcı olabilir. Genellikle, kontrol edilemeyen agresif öfke patlamaları kendileri de psikolojik olarak zorlayıcı bulurlar.
Semptomlar, başka bir ruhsal bozukluk, davranış bozukluğu veya zihinsel gelişim bozukluğu ile daha iyi açıklanamaz. Bu hastalığı, kronik öfke ve sinir bozukluğundan ayırt etmek önemlidir. Etkilenen kişiler çocukluk döneminden beri – 10 yaşından önce – sürekli olumsuz bir ruh hali içindedir, sinirlidir ve tekrar tekrar şiddetli öfke nöbetleri geçirirler. Buna karşın, aralıklı öfke kontrol bozukluğu olan kişilerde, saldırgan öfke patlamaları arasında normal ruh hali dönemleri görülür.
Bu bozukluğun diğer isimleri arasında aralıklı sinirlilik bozukluğu (ICD-10’da) veya patolojik öfke patlamaları sayılabilir.
Sıklık, başlangıç, seyir ve eşlik eden hastalıklar
Araştırmalara göre, nüfusun yaklaşık yüzde üç ila yedisi aralıklı öfke kontrol bozukluktan musdariptir; yani bu bozukluk nispeten sık görülmektedir. Erkekler kadınlara göre belirgin şekilde daha sık etkilenmektedir. Bu bozukluk genellikle gençlik döneminde başlar; erkeklerde kadınlara göre daha erken ortaya çıkar. Semptomlar sürekli olarak tekrarlanabilir. Ancak, agresif öfke patlamalarının olmadığı dönemlerin arasında, yalnızca belirli aşamalarda da ortaya çıkabilirler. Çoğu durumda, agresif dürtüler ve patlamalar yaş ilerledikçe azalır.
Yukarıda açıklanan ruhsal hastalıkların yanı sıra, hastalar başka dürtü kontrol bozukluklarından da musdarip olabilirler.
Hastalık nasıl ortaya çıkar?
Araştırmalar, bir kişinin saldırganlığa ne kadar yatkın olduğunda genetik faktörlerin rol oynadığını göstermiştir. Diğer araştırmalar, aralıklı öfke kontrol bozuklukta beyindeki serotonin adlı nörotransmitterde bir bozukluk olabileceğini düşündürmektedir. Testosteron hormonunun yüksek seviyeleri de saldırganlık eğilimini artırabilir. Ayrıca, beyinde, örneğin frontal lob ve amigdala gibi bölgelerde meydana gelen anatomik değişiklikler de saldırgan davranış eğilimini artırabilir.
Psikolojik ve sosyal açıdan bakıldığında, çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan şiddet deneyimleri, kişinin ileride aralıklı öfke kontrol bozukluğu geliştirmesine katkıda bulunabilir.


