Sophos Akademi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Bilişim ve Teknoloji
  4. »
  5. Stresle Başa Çıkmada iki uç Metod: Monitoring ve Blunting

Stresle Başa Çıkmada iki uç Metod: Monitoring ve Blunting

İzleme (monitoring), tehlike her an her yerde düşüncesinden beslenir. İnsanlar tehdit edici, belirsiz veya stresli durumlarla karşılaştıklarında, bu durumlarla başa çıkmak (coping) için temelde iki farklı psikolojik mekanizma kullanırlar. Klinik psikoloji literatüründe bu iki kutup “Monitoring” (Sürekli verileri İzleme/Tetikte olma) ve “Blunting” (Bilişsel Küntleştirme/Görmezden gelme) olarak adlandırılır. Bu yazı, zihni adeta sürekli açık olan bir radar gibi çalışan ve hayatı kendisi için bir tehlike avına dönüştüren “İzleyicileri” (Monitors) mercek altına alıyor.

Uzm. Psik. Metin Yetim yazdı.

Philadelphia Üniversitesi’nden Suzanne Miller ve arkadaşları ile Frankfurt Goethe Üniversitesi’nden Ursula Voss ve arkadaşları bu konuda kapsamlı bilimsel araştırmalar yapmışlardır.

Radar Hiç Kapanmadığında

“İzleme” (Monitoring) tarzını benimseyen bir birey için dünya, sürekli analiz edilmesi ve tetikte olunması gereken potansiyel bir tehdit alanıdır. Bu kişilerin temel inancı şudur: Tehlike her an ve her yerdedir. Eğer yeterince dikkatli olmazsam, başıma kötü bir şey gelecek.

Bu bilişsel stratejiye sahip kişiler, stresli bir durumla karşılaştıklarında veya sadece günlük hayatın akışı içindeyken, çevrelerindeki tüm olumsuz sinyalleri ve bedenlerinden gelen en küçük değişimleri devasa bir büyüteç altından izlerler. Onlar için:

  • Kalp atışındaki hafif bir hızlanma, sıradan bir fizyolojik tepki değil, yaklaşan bir panik atağın veya kalp krizinin öncülüdür.
  • Karşıdan yürüyen bir yabancının anlık çatık kaşlı bakışı, tesadüfi bir yüz ifadesi değil, kendilerine yönelik doğrudan bir tehdit veya olumsuz değerlendirmedir.
  • Ertesi günkü bir sunum öncesinde hissedilen hafif huzursuzluk, işin doğasında olan bir heyecan değil de, kesinlikle rezil olacaklarının kesin bir kanıtıdır.

İzleyicilerin Kısır Döngüsü

Bu aşırı uyanıklık ve tetikte olma hali (hiper-vijilans), kaygılı birey tarafından bir “korunma mekanizması” olarak görülür. Kişi, tehlike sinyallerini ne kadar erken yakalarsa kendisini o kadar iyi koruyabileceğini zanneder. Ancak psikoloji araştırmalarının gösterdiği üzere, bu durum tam tersi bir paradoks yaratır.

Siz bir şeyi aramaya odaklanırsanız, beyniniz size aradığınız şeyi eninde sonunda bulacaktır. Sürekli bedensel duyumlarını ve çevredeki tehditleri “izleyen” bir zihin, kaçınılmaz olarak nötr uyaranları bile “tehlike” olarak yorumlamaya başlar. Dikkat, tehdit edici bilgiye kilitlendiğinde (bilişsel füzyon), amigdala sürekli olarak vücuda acil durum sinyali gönderir. Sonuç: Kronik bir anksiyete, bitmek bilmeyen evhamlar (endişeler) ve kaçınılmaz olarak bedensel tükenmişliktir.

Diğer Kutup: Küntleştirme

İzleyicilerin dünyasını daha iyi anlamak için madalyonun diğer yüzünü, yani “blunting” (küntleştirme) mekanizmasını kullanan insanlarada bir göz atmalıyız. “Blunter” olarak tanımlanan bireyler, stresli durumlarda bilgiyi filtreler, dikkatlerini kasıtlı olarak başka yöne çevirir veya durumu tamamen görmezden gelirler. Örneğin diş hekimine gittiklerinde koltukta gözlerini kapatıp içlerinden şarkı söylerler veya tıbbi bir analiz sonucunu beklerken gidip bir film izleyebilirler.

İzleyiciler için ise bu durum imkansızdır. Bir “Monitor”, diş hekiminin elindeki her aletin çıkardığı sesi inceler, doktorun yüzündeki her mimikten bir anlam çıkarmaya çalışır. Kendi ameliyatını yerel anesteziyle izlemek isteyen hastalar, tipik birer yüksek izleyicidir.

Klinik Çıkarım ve Tedavi Stratejisi

Peki, bu durumdan çıkış yolu nedir? Klinik çalışmalar, yüksek düzeyde “monitoring” mekanizması kullanan kişilerin kaygı bozukluklarına (özellikle yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk ve sosyal fobiye) yakalanma riskinin çok daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.

Çözüm, bu kişilere dünyayı tamamen boş vermelerini söylemek değildir. Çözüm, dikkat esnekliğini yeniden kazanmaktır. Kişi, zihnindeki o içsel radar sistemini kapatmayı, dikkati bedensel sinyallerden ve felaket senaryolarından alıp rasyonel bir şekilde dış dünyaya esnekçe yönlendirmeyi öğrenmelidir. Unutulmamalıdır ki; tehlike her an ve her yerde değildir; tehlike, zihnin her şeyi bir tehlike olarak izlemeyi seçmesindedir.

Not!

Bu konuyla ilgili literatürü ve araştırma projelerine dair bilgileri internette Suzanne Miller’in web sitesinde bulabilirsiniz: www.fccc.edu/research/pid/miller/

 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir